İstediğin her şeyi sorabilirsin...

Recent Responses

    1. ask me if you can
    2. ask me if you can

      "Hafızam iyi olmadığı için ihtiyaçlarımı not etmeyi öğrendim." demiştim zamanında bu soruya cevaben.

      Ama isterseniz sözlüğe üye olduğum yıllarda yazmanın tedavi etkisi olasılığı http://tureng.com/search/*therapy , ya da soru işaretiyle müzik yapmanın tedavi etkisi http://www.youtube.com/watch?v=TlN0bHwcUhc üzerine, başına ne koysanız yeniden anlam kazanacak yüzlerce "özel anlam" sayabilirim. Rüya da yorumlayabiliyorum:) Kavramların içini doldurmada, tek çırpıda ahmakça zengin anlamlar yüklemede çok iyiyimdir! Bu nedenle, herhangi birinin yükleyebileceği iyi/kötü herhangi bir özel anlama "budur" diyerek katılıp rahatlıkla onaylayabilirim. Utanmasam neredeyse "bilinç dışı bir tercihle aldım" diyebileceğim bu kullanıcı adı için siz yine de ilk cümlemi umursayın; ya da aklınızdan kavramla ilgili ne geçiyorsa onu..

      Elimden gelen bu, daha fazla karışık bir zihni canlandıramıyorum:)

      Play

    3. ask me if you can

      http://files.formspring.me/background/20100416/4bc86cec8cb3b.gif adresindeki imaja dair yazdığınız paragraflar için teşekkür ederim. Duygusal olarak bu kadar yoğun ve uzun bir yorum beklemiyordum. Hele transpersonel bir yaklaşım aklımın ucunundan bile geçmemişti..Şaşırdım!
      Ben can sıkıntısından ve zihinsel yorgunluktan arınmak için yapmıştım o imajı. Bir an zihnimde bitmişini görüp, yolun varacağı yeri değil, yolculuk yapmayı önemseyerek yapmıştım. Yani bişi anlatmak ve düşünmek gibi yaratıcı süreçlerin aksine, dinlenmek-rahatlamak ve zaman geçirmek için yapmıştım bu Aurora'yı. Buna rağmen anlam yüklemeyeceğinizi umuyorum. Şaşırtıcı ve keyifli bir paylaşım oldu, tekrar teşekkürler..

    4. ask me if you can

      İyi bir fotoğrafçı olduğumu, kendi silüetimi kullanarak photoshop'ta basit manipülasyonlar yapabildiğimi anlatıyor. Şaka bir yana, üzerine bir şey söylemeden önce sizin görüşünüzü alsam olmaz mı? Bekliyorum..

    5. ask me if you can

      Ortada büyük bir yanlış anlama, hatta haksızlık var. Bunu gidermeden nasıl sessiz kalabilirim?
      Eğer anonim olmasaydınız, yapmam gereken açıklamayı gelir, soru kutunuza yazardım. Ancak siz anonim iken affınıza sığınarak açıklamayı burada yapmaktan başka şansım yok.
      Size uyarım şu; ya beni abartıyorsunuz ya da Türkiye'yi hafife alıyorsunuz. Çünkü inanın bana bu portre nedeniyle "yazıklar olsun" denilecek hiç bir adres yok benden başka. Hatta sizi 28 yaşında ve halen ne yapmak istediğini bilmeyen bir adamla da tanıştırabilirim. Kısacası lütfen böyle düşünmeyin, ben pek kalifiye bir insan değilim.
      not: Eğer bu metnin size ulaştığından emin olmamı sağlayabilirseniz, rahatsızlığınızı gidermek ve isteğinizi yerine getirmek üzere ilgili metni sileceğim. Teşekkürler, aklınızdan geçenleri bilmemi sağladığınız için. Minnettarım.

    6. ask me if you can
    7. ask me if you can

      Hava atmamı sağlayacak herhangi birşeyim olduğunu sanmıyorum. Ama en güzel yanı, sizlerin neleri havalı bulduğunuzu öğrenmemiz oluyor sanırım. Ama birşey satmıyorum, işime yaramaz bu bilgi de..

    8. ask me if you can
    9. ask me if you can

      Aşağıdakilerden hangisinde yazım yanlışı vardır?
      a) güzel bir sınav sorusu sorarmısın?
      b) Güzel bir sınav sorusu sorar mısın?

    10. ask me if you can

      Buldum :) http://www.formspring.me/therapy/q/25360789

      Fark olduğunu siz düşünmüşsünüz. Dolayısıyla sizce varolan o farkın, sizce nedeni hakkında ben birşey söyleyemem. Onlar için egoist demişsiniz, belki de benim için de "narsist" diye düşünmelisiniz;)

    11. ask me if you can

      Hayır canım..
      Uzun zamandır aramıyorum da artık.
      Ne yapmak istediğimi de bilmiyorum, hangi alanda kalifiye olduğumu da..
      Üzülme; değmez;)

    12. ask me if you can
    13. ask me if you can

      Armağan olarak aldığım bir kitabın kapak notu cevap versin ;)

      http://www.twitpic.com/z996l/full

      Edit: Soruyu "aylak" sormuş, yanlışlıkla anonim göndermiş.

    14. ask me if you can
      therapy responded to therapy 23 Jan 10

      dedektörlerim soru işaretini arıyor ve evet buldum. "Neden kimse bana inanmıyor?"

      Sanırım her ne kadar insanlar bir ruhları olduğuna bir şekilde (ölüm) inanmayı başarmış olsalar dahi, ruhla ilgili çizgi film tanımlamalarından öte bir fikirlerinin olmaması buna neden oluyor olabilir. Üstelik ruhun bedenden yükselip, varlığından yoksun olan bedene sizin gözünüzle bakabilmesi; herkesin kolaylıkla kabul edebileceği bir şey gibi durmuyor. Sonuçta ruha bir sinir sistemi, göz(duyu reseptörü) ve algı merkezi bahşeden ilgili hikayenizi herkesin içgörü ile kabullenmesini bekleyemezsiniz.

      Ruhun bilimsel olarak anlaşılabildiği, enerji formu üzerinden tanımlandığı ve yıllar öncesinde Rusya'da bu enerji demetinin fotoğraflandığını biliyoruz. Anlattıklarınıza benzer bir deneyime sahip biri olarak size şunu söyleyebilirim. Söylediklerinize inanıyorum. Gördüğünüzü söylediğiniz herşeyi görmüşsünüzdür ancak sizce de bu bir rüyanın içindeki bir rüyadan uyanmak değil mi? Sizi üzmemek için daha spesifik yaklaşmayacağım konuya ama siz yine de üzerine biraz daha düşünün; Karabasan fenomeniyle uzaktan akraba olan bu fenomende de sizce iç içe iki rüya söz konusu olamaz mı? Ve kendisine dışardan bakan bir gözün göreceklerini hayal eden müthiş bir hayalgücünün rüyadaki gerçeklik vurgusu!!

      Benzer bir deneyimim olduğunu ve yine de ısrarla karşınızda böyle yorumlayacağımı, en önemlisi de söylediklerinize inandığı tekrar hatırlatırım.

      Konuyla ilgili bir dipnot geldi şimdi, sadece bulunsun diye yazıyorum: islam uyku halinin yarı ölüm olduğunu, uykuda ruhun bedenden yer yer 30cm yükseldiğini ve bu sırada arada kordon bağı gibi bir bağ nedeniyle tam anlamıyla bedenle olan ilişkisini kesemediğini söylermiş. Yorum yapmayacağım. (Uyarı: Bir anonim arkadaşımız düzeltti. Bu islam geleneğinde bir anlatım olarak, bir metafor olarak yer buluyormuş. Benzetme olarak algılamak gerekiyormuş.Tşk.)

      --lallena'ya açıklama: ikimizin de kime ait olduğunu bilmediğimiz bu soruya vermiş olduğum cevabı sildiğimi düşünmüşsün. Silmemiştim; sanırım ara yüz problemi nedeniyle cevabı görünmez olmuş. Yeniden gönderiyorum--

    15. ask me if you can

      En son ne zaman iki şarkı arası geçişteki dalga boşluğundaki hışırtıyı dinledin?? 21.y.y.'a dair ilginç bir yaklaşıma daha neden oldu sorunuz..

      Eskiden hayatlarımızın bir dönemini simgeleyecek şarkılar bittiğinde, yenisi başlamadan kaset hışırtısı dinlerdik 3-5 sn. Şimdi dijital dünyada, herşeyin çok hızlı olması gerekiyor. Bir yaşantıdan bir başkasına hışırtı dinlemeden,nefes almadan geçiyor insanlar. Hatta sardırmadan, bir diğer yaşantıya, bir diğer parçaya "next" edebiliyorlar tek hamlede..Baş döndürücü!!

      İnsan bir süreç ve ben soruya, hayatımın bütün dönemleri üzerine çok başlıklı bir cevap vermektense, son zamanlarıma dair bir cümle edeyim.

      Bir kaç yıldır duruyorum. İki şarkı arasındaki hışırtıyı dinliyorum. Bir sonraki şarkı ne zaman başlayacak, tarzı ne olacak bilmiyorum. Teşekkürler..

    16. ask me if you can
    17. ask me if you can

      "Öneri tacizi" diye bir kavram yaratmak istiyorum. Yahu 10 yıldır sürekli karşıma çıkıyor bu kitap. Ve ben bir türlü edinip okuyamıyorum. Okuduğum kitapta yazar "tutunamayanları oku sen therapy, beni sevdiğini biliyorum, onu da seversin" diyor bana. Neredeyse her tanıştığım insan mutlaka bi bu kitabı zikrediyor yüzüme, "okudun mu?".
      Var benim böyle lanetlenmiş sanat eserlerim. Bir kaç tane film adı saysam, bir çoğunuz gülersiniz ama gerçekten ben bunları yıllardır bir şekilde oturup izleyemedim, edinip okuyamadım.
      Bu soruyu neden aldığımı çok merak ediyorum, web üzerinde başıma gelmemişti bi, onu da gördük..Beni sabırsızlandırmayı başardınız, unutmazsam edinip okuyacağım..
      Teşekkürler.

    18. ask me if you can
      therapy responded to dystopic 21 Jan 10

      10 yıldır büyümüyorum ben canım. 28 yaşındayım. Ortalama her insan gibi, son 3 yıldır küçülüyorum aksine. Bir diğer deyişle, vicudumdaki ölüm oranı-yeniden doğum oranından fazla 3 yıldır. Boynuzlarım çıkacakmış gibi, alnımın köşelerindeki saçlarım dökülüyor. Alnım açılıyor. Önlenemez bir şekilde diş etlerim çekiliyor (kötü genetik miras). Bir süre önce, durup dururken bir dişimin yarısı konuşurken ağzıma düştü. Üstelik (M3) ön/tavşan dişlerimden birinin yarısı..Uzatabilirim :)
      "gelecekte kim olacaksın?" gibi bir soruyu da sorma artık istersen. Cevaplarsam saçma sapan bir soru olduğu çok belli olacak, üzmeyelim seni, kimseyi..

    19. ask me if you can

      "ani" kelimesini cımbızlıyorum. Çünkü o hariç, yazdığınız gayet doğal olan bir süreç. Bu konu hakkında yığınla literatür varken, benim bir şey söylemeye kalkmam komik olacaktır.
      Şunlara bakmanızda fayda var;
      -Duygu durum bozuklukları (Depresyon, mani gibi polar bozukluklar vs..)

    20. ask me if you can

      Yanlışlıkla sildiğim bir soruyu ve cevabı hatırladım şimdi. İzin verirseniz, benzerliğinden faydalanarak cevap vermek isterim:

      ..........."istediğin zaman görünmez olabilmeni sağlayan bir süper güce <bir gün> boyunca sahip olsan ne yapardın?" .............gibi birşey sorulmuştu.Çok benzer aslında bu soruyla..

      Şimdi ben o soruya; "muhtemelen böylesi süper bir güç nedeniyle çok şey yapmak isterim ama bunların bir güne sığmasının imkansız olduğunu düşünür, o lanet bir gün kısıtlamasına takılır, ahmakça zamanımı hiç birşey yapamadan heba etmiş olurdum" demiştim.

      Hayat güzel. Grafikleri çok gerçekçi. İrade, sorumluluğu bize ait olan, başlı başına bir süper güç. Ve bu süper güçle yapmak istediklerimiz hiç bir hayata sığmaz, ölümsüzlük arzusu doğar; hayat hep çok kısa gelir..

      Üstelik "bir günlüğüne edinilen süper güçle ne yapacağını bilemeyen ben" gibi; hayat da, "süre"si üzerinde hakimiyetimiz olmadığı için, irade'nin sonsuz sarhoşluğunda ne yaparsak yapalım kısa gelecektir. Sonsuzluğun yanında çook uzun da olsa "limitli bir süre", hep çabuk geçecektir.

      Hep yenilse de atari oynarken o küçük çocuk, iradesiyle şekillenen atari oyununu oynamaya bayılır. Üstelik zaman kısıtlıdır. Ve atarisi olan çocuğun evindeki misafirlikleri ne kadar uzun sürerse sürsün, o çocuk için misafirlik hep kısa gelecektir. Kendi evinde atarisi (arzunun ölümü) oluncaya kadar.

      Not: istisnalar gözardı edilmiştir. Arzulamak üzere dizayn edilmiş aklın sınırlarını sıkıcı bulup delirmek, "bu atari benim olsaydı ne çabuk sıkılırdım" cümlesini önceden söyleyebilmek de var. gibi gibi..

ask me if you can’s Bio

Ankara