-
-
umarım öykünün her cümlesi bu fazlalıkta olur Ahmet
-
ooof bilmiyorum! bilemiyorum! gitmek ne tuhaf. uzun gitmek, kısa gitmek, mesafeli gitmek, samimi gitmek, dönerek gitmek, gelerek gitmek, giderek gitmek, gittikçe gitmek, gittikçe yitmek ve upuzuuun bir gitmek!
"anne, gitmeli miyim sence?"
bir anne ne diyebilir böyle içten ezilen evladına? giderse de önünde nasıl bir ifadeyle durmalı? bilemedi.
"gel seni bir öpeyim." dedi ve kendi gitti. -
çirkefim ben. burada mektuplara böyle başlanmaz ya yine de doğrusunu sana söylemek boynumun borcu. bazen seni düşünüyorum, ayağım takılıyor, tökezliyorum. keşke hak ettikleriyle benim o'na verebileceklerim orantılı olsaydı, diyorum. dudakların yere değmeden doğruluyorum. haklısın, her şeyin kolayını istiyorum. galiba yaşım epey yüklendi. yine de;
yalnızım ve sevimliyim. -
o kadar da zekice kurgulandığını düşünmüyordum. içimde bir ses hep yardıma ihtiyacım olduğunu söylerdi. ve olan oldu da. kızgındım kendime, bırak bu ayakları evlat, derdim kendime. `kimse o kadar zeki değil, hepimizin yardıma ihtiyacı var.` sonra patron; kar, dedi. noel'deyiz, çok uygun, dedim.
-
sktiret, dedi koca çocuk. `bu kış da pencere kenarındaki koltukta, biriktirdiğim kitaplarımı okurum ve bir şekilde kahve profesörü olurum.` ve ne dedi biliyor musun? `çalışmak zorundayım, yazarım ya hesapta!`
-
takıldı gözleri. ağacın bezgin duruşu tam da gözlerindeki bezgin yeşille örtüşüyordu. aklında bir takım kelimeler, bedeninde bir sürü ince hareket dans etmeye başladı. sonra birden uzanıp öptü o'nu. adam korktu, düşmekten korktu. kendini yine bu boktan düşüncelere bir kez daha kaptırması dehşet verici geldi o'na. çok tuhaf bir özgürlüktü o'nunki. sıfırlanmak gerekirdi. ve tüm bunlar anlaşıldı, kız yürekten gülerekten yürümeye başladı...
-
kırca da araya girmekle meşhur zaten. ne aralara girdi de.. ne ise. daha önce de belirttiğim gibi bir üzümlü kek tarifine vermeye hazırım.
birilerinin de öğüt verdiği gibi :
`monologlar insanı yorar.` uzun zamandır çok yorgunduk. -
ne yani, monologuma mı kulak kesildiniz!?
edepsiz misiniz? -
,o'nu tavlaması için her kendini o'nu kaybetmeğe yakın hissettiği her an elinin altında hazır bulundurduğu tavlama sanatlarından sadece biriydi.
pekiyi ya hayaller sokak sokak mı değişiyordu? aklı karışmıştı... -
seni bulmayı bekliyordum. bir de
kurguları özledim. -
telefon faturasını araklamıştım. açıp baktıktan sonra zarfa koyup tekrar postaladım. nedense!
-
verdim.
-
tasvir ettiğiniz zorunlu bir durumda kalmadım.
-
şarap rengi duvarlar. aralık dikdörtgen kapı. ak sakallı dede.
-
önce düşüncelerini bir düzene sok. aklımı bulandırma.
-
deniz’s Bio
i kept it short

