5/8/13 – Great news friends, Formspring has been saved and is now under new management. Get ready for some cool and exciting new features. Stay tuned for more updates and happy posting!!

So? / Yani?

Recent Responses

    1. kubra
      hkubra responded to Agaryan 12 Feb

      Şahsen nasıl baktığıma örnek olarak sanırım verilebilecek en güzel örneklerden biri gerek İslam alimi gerekse akademisyen olan Scott Siraj el-Haqq Kugle; kendisinin şu makalesinde ilgili ayetlere (ki bunlar Araf 80-81 bu bağlamda) değinilir de: http://othersheepexecsite.com/Other_Sheep_Resource_Sexuality_Diversity_and_Ethics_in_the_Agenda_of_Progressive_Muslims_by_Scott_Siraj_al_Haqq_Kugle.pdf

      Konuyla ilgiliyseniz kendisinin daha geniş bir kitabı da var Homosexuality in Islam diye.

      Burada bu kadar tartışmalı bir hususu tek tek anlatacak değilim, hem mâdem siz zâten gerekli araştırmayı yapmışsınız, belki duymuşsunuzdur, gerek yukarıda belirttiğim alim olsun, gerekse diğer bazı Müslümanın ve alim/akademisyenin fikrince Araf 80-81 dahil, Lut kıssalarında yerilen halk müşriktir, birçok kötülüğe sâhiptir ve bu kötülüklerden biri de tecâvüzü kendilerine bir hak gibi görürcesine bu çirkin saldırıyı erkeklere karşı sıklıkla işlemeleridir; bu bağlamda "kadınlarınızı bırakıp" benzeri ifâdelerde vurgunun bu kişilerin zaten evli olmalarına rağmen bu fiillere yeltendiklerini vurgulamak maksadı taşıdığı fikri mevcuttur. Ben de bu fikri mantıklı buluyorum. İlgili anlatının seyri metinsel analiz yollarıyla incelendiğinde de ilginç kanıtlar çıkıyor bu yönde. Ayrıca, gerek bu ayetlerde gerekse Lut kıssasına dair diğer ayetlerde kullanılan kelime literal olarak "haddi aşmak", "büyük kötülük", "büyük ölçüsüzlük" vb anlamlara gelebilen "fe-ha-şin" kökünün türevleridir. Bu kelime içkin olarak eşcinsel ilişkiyi anlatmadığı gibi, içkin olarak "illâ ki" "herhangi" bir cinsel ilişki anlamına da gelmez.

    2. kubra
    3. kubra
      hkubra responded to ebbekir 12 Feb

      Eşcinsel olmak bir hâl, bir varoluş, bir yönelim; kişi eşcinsel olmakla birlikte pekâlâ aseksüel olabilir örneğin veyâhut çok çeşitli sebeplerle cinsel birleşme olmayan bir hayat seçebilir kendine. Bunu yapan kayda değer sayıda heteroseksüel birey de mevcût; eğer dediğiniz ayrım yapılamıyor olsaydı örneğin, heteroseksüel ve hiç evlenmemiş hiç cinsel ilişkide bulunmamış bir İslam alimi olmaması gerekirdi - bu adama "heteroseksüel" dememiz illâ ki onun cinsel ilişkide bulunmuş olmasını gerektirirdi. Oysa ki, siz de eminim biliyorsunuzdur ki, benzeri durumda kayda değer sayıda İslam alimi olmuş.

      Yani her şeyden önce fiil olarak cinsel birleşme/ilişki ile, bir hâl olan cinsel yönelim ayrı değildir. Geleneksel fakihlerin klasik fıkıhta sorunlu bulduğu da hâl olan değil, cinsel birleşmenin kendisidir.

      Günâh hususuna gelince; efen'im ben itikâddaki imân bahsinde büyük oranda Matüridi ve Ebu Hanife'den etkilenmiş birisiyim; yani amel ile insan imândan çıkmaz, imân kalb ile tasdîk dil ile ikrâr diyenlerdenim. Bununla birlikte, evet, kişi rahatlıkla haram olduğuna inandığı şeyleri işliyorsa, oturup bireysel olarak din ile alâkasını bence de bir tartmalıdır; fakat hayır, haram sayılan bir şeyi (herhangi bir şeyi) yaptı diye, şirki kalbi ile tasdîk etmediği sürece, imândan çıkmış olmaz. Bu hususta aklınızda sorular varsa, açıp Ebu Hanife'yi okuyabilirsiniz. Pek tartışmalı bir konudur imân bahsi, bazı başka alim ve mezheplere göre örneğin amel ile imân azalıp çoğalabilir, hatta imândan çıkabilirsiniz; bunun en ekstrem örnekleri tarihsel bir mezhep olarak Hâricîlik ve çağdaş bir mezhep olarak Tekfirî Vahhâbî / Selefî akımlardır. Siz bunlara inanıyorsanız, böyle bir imân algınız varsa, elbette ki sizin anladığınız şekliyle kişi bir günâhı ısrarla işliyorsa dinden çıkıyor olabilir, fakat gerek benim takip ettiğim alimler ve mezhepler, gerekse şahsî kanaatim gereğince, hayır, kişi bir günâhı ısrarlı işlese dahi imândan çıkmış diyemeyiz.

      Hem Allah aşkına, son tahlilde, görebiliyor muyuz insanların kalplerini ki bilelim imânları var mı yok mu, dinin içinde midir dışında mıdır? Size, bana mı düşmüş bu yargı? Bu yargı şüphesiz ancak ve ancak Allah'ındır.

    4. kubra
      hkubra responded to Agaryan 5 Feb

      Kur'an herhangi birinin meâlinden yorumlanmaz zirâ her meâl bir okumadır, kişi alır metni okur okuduğundan bir anlam çıkarır sonra bu anlamı başka bir dile aktarmaya kalkar. Yani tam tersine, ilmihal dindarlığı ile yaklaşmıyor ve şöyle diyorum: bari oturup bir Arapça Kur'an sözlüğü alıp, Arapça metnin kendisini alıp söküme uğratın, anlamaya çalışın, yanına farklı meâlleri, farklı tefsirleri, farklı sözlükleri de alın. Ancak böyle anlamlandırabilirsiniz. Bir zahmet yapsın insanlar da bunu bir kutsal kitabı hakikatiyle anlamak istiyorlarsa; bunu bugün sıradan İngilizler bir Shakespeare'i anlamak için yapıyor - ve inanın bana dilin ağdalı olup olmaması hususunda, Kur'an'ın dili Shakespeare'den çok daha ağdalı, fazla katmanlı. Bu ilmihal darlığı, "Arapça bilmeyen Kur'an'ı anlayamaz" demek değildir; bu, şöyle veya böyle içerisinde olduğu dilin şaheseri kabul edilecek kadar edebî özellikleri olan bir kitabı anlamak isteyenin yapması gereken, boynuna borç olan, çok zekâ değil ama elbette bir miktar emek isteyen bir iştir.

      Neden bozulduğuma gelince: efendim, ben bir Dante mısrasını hakikatiyle anlamak istediğim veyahut aklımı karıştırdığında, onu herhangi bir çevirisinden copy-paste yapıp Dante sevdiğini söyleyen bir arkadaşıma atıp "hadi açıkla bunu" demiyorum. Alıyorum elime sözlüğü, alıyorum elime dönem edebiyatına dair açıklayıcı eserleri, alıyorum elime 2-3 farklı dildeki 4-5 farklı Dante çevirisini, karşılaştırmalı okuma yapıyorum, metin sökümü yapıyorum, yine işin içinden çıkamazsam veyahut aklıma birkaç fikir gelir aralarından seçemezsem buluyorum Dante uzmanı akademisyenleri soruyorum. Evet, ben hakikaten bunu yaptım bir Dante mısrası için. Okuduğunu hakikatiyle anlamak isteyenin yapacağı da budur; hele de bu bir mısranın güzelliği, estetiği, veyahut ne bileyim çağına dair ne dediği de değil, milyar küsur insan tarafından Tanrı'nın Kelamı kabul edilen ve bu insanlar üzerinde bağlayıcılığı olan ve bu değindiği konu insanların önyargılarıyla yakından ilişkili olan hassas hak-hukuk-kul konulu bir kelam ise, haya ederim şahsen internetten herhangi bir çeviriden copy-paste yapıp herhangi birine "haydi açıkla bunu" demeye. Bu hem o kelama hakarettir bence, hem o konuya. Ben bunu bir hakaret, bir aymazlık olarak gördüğüm için bozuldum.

      Ha diyebilirsiniz ki burada, "e halk o zaman kendisi açıp bakmasın mı", bu ayeti merak eden halk kendisi açıp baksın, dediğim gibi yukarıdaki kritik metin okuma tekniğini herkes yapabilir, bugün internette veya kütüphanelerde bile mevcut bahsettiğim kaynaklar ama halk da bunu yapmaya üşeniyorsa, hiç kusura bakmasın, copy-paste müftülüğü yapmayacak, 2 meâl okuyup ahkâm kesmeyecek. Ne yazık ki böyle bir eğilim var ve benim Dante mısrasına gösterdiğim özeni, Tanrı'nın Kelamına göstermeyen dindaşlarım pek sinirimi bozuyor - benim için hassas bir konuya değindiniz yani; suç sizde değil belki benim hassaslığımda.

    5. kubra
    6. kubra
      hkubra responded to hatibe 1 Feb

      Daha bir buçuk saat oluyor başlayalı, henüz bilemiyorum nasıl gidiyor, hatta belki de gitmiyor, ama gitmesin de zaten, niçin gitsin?!

    7. kubra
    8. kubra

      İnternetten herhangi bir Türkçe meâlden copy-paste yapıp yorumlamıyor, Arapçasını okuyup, orijinali ve bağlamı bazında yorumluyorum. Yani, bi gidin işinize Allah aşkına - Kur'an meâlden yorumlanmaz. Meâl Allah'ın Kelâmı değil, kulun okuyup anladığını tercüme etmesidir.

    9. kubra

      Yahu, nereden bileyim, çocukluğumdan beri internetten alışveriş yapıyorum, ilk olarak giysiyi ne vakit aldım çetelesini tutmadım ki bileyim... Ayrıca, "hangi tarih"te başlamış olduğumun ne önemi var, ne fonksiyonu var, bilsem ne bilmsem ne, bilseniz ne bilmeseniz ne... Giyim hususundaki alışkanlıklarım üzerine bir MEB tarih kitabı falan mı basılıyor da bu merâk ondan mı... Giyim tarzımın evrimini ise ancak bir biyoloji kitabı paklar ama Harun Yahya bizi taşlamasın sonra?

    10. kubra

      Olumlu yaklaşsam, olumsuz yaklaşsam kime ne - benim kendi görüşüm ancak bir gün bu konuda bir karar vermek istersem onu etkiler sanırım.

    11. kubra

      Teknik olarak iki ayrı şey oldukları için o görüşe katılmıyorum ki farklı iki şey arasında eşitlik iddia edendedir iddiasını kanıtlama zorunluğu, "bunlar farklıdır" diyende değil.

    12. kubra
      hkubra responded to merkdireins 1 Feb

      Modern Türkçe ile kastınızın ne olduğu pek anlayamadım ama sanırım Cumhuriyet sonrası Türkçeyi kastediyorsunuz? Açıkçası, ben Cumhuriyet öncesi ve Cumhuriyet sonrası Türkçenin ayrıştırılmasını dilbilimsel açıdan saçma görüyorum; ortada dilin kendisinden kaynaklanan bir anlaşılabilirlik veyahut dilin temel öğelerinin transformasyonu yok zirâ bildiğim kadarıyla; salt alfabe değişimi ve günlük kullanılan sözcüklere yapılan bazı zoraki müdâhalelerle bir dil başka bir dile dönüşmez.

      Bunun dışında, hayır. Türkçenin (ister bugünkü konuşulan ve yazılan formu olsun, ister 200 yıl önceki olsun) "yetersiz" bir dil olduğunu düşünmüyorum. Hatta en başta, bir dili "yetersiz" bulmanın kendisini çok hadsiz bir bakış açısı olarak görüyorum; nedir bir dili yetersiz kılabilecek şeyler? Gramerinin belirliliğinin eksiklikleri mi? Toplam kelime haznesi mi? Ne kadar süredir ve ne kadar bollukta bir yazılı edebiyata sahip oluşu mu? Kime göre, neye göre karar veriliyor "yetersizliğe"? Dil, insanın varoluşunu ifâde etmekte ve iletişimde kullandığı bir şeyse, aşırı derecede subjektif değil midir ki aralarında bu tarz bir "bu daha yeterli bu daha yetersiz" kıyası yapılabilsin? Yılın onlarca ayı kar gören memleketin karın her hâli için onlarca, belki yüzlerce kelimeye sahip dili, belki benim yöremde yetişen çoğu çiçeğe böceğe dair bir kelime barındırmadığından daha mı yetersiz? Yazılı kültürü gelişmemiş fakat sözlü kültürü binlerce yıldır güçlü bir şekilde devâm eden bir kültürün dili, yazılı edebiyatı olmadığı için yazılı edebiyatı yüzlerce yıldır devâm etmiş bir dilden illâ ki daha mı yetersiz?

      Dil arası hiyerarşik bir kıyas (ki burada hiyerarşi "yeterlilik" hiyerarşisi veyahut "üstünlük" hiyerarşisi, yoksa jeneolojik bir hiyerarşi değil) aslında kültürel hegemonyanın ürünüdür. Bir kültürü, bir halkı, bir geleneği ötekilerden üstün gören bakışın tezâhürüdür bir dili ötekine üstüne, daha "yeterli" görmek. Oysa ki diller, hangi "dil devrimcisi" lâkâbıyla dil kıyımına gelmiş zorbalarla cebelleşmek zorunda kalmış olursa olsunlar, bir şekilde içlerinden doğdukları toplumun, tarihsel ve o günkü şartlarının ihtiyaçlarına göre şekillenir, kendini kurtarır, ve kendini kuran halk veyahut kültürel yapı tamamen yok olmadan veya dönüşmeden ölmez; farklı ihtiyaçlara yetmek için doğmuş iki dilden birini daha yeterli görmek, saçmadır zirâ yeterliliklerin kendileri farklı türlerdedir. Kısacası, elma ile armut kıyaslanmaz.

      Ha derseniz ki, hangisini daha çok seviyorsunuz, hangisi ile kendinizi daha iyi ifâde edebildiğinizi düşünüyorsunuz - bu daha farklıdır zirâ bireyseldir, o bireyin yaşadıkları, ihtiyaçları, şartları doğrultusunda gelişir ve oldukça subjektiftir, objektif hiçbir değeri yoktur. İşte o vakit derim ki; ikisi de. Aslına bakarsanız kendimi ne salt Türkçe ne de salt İngilizce ifâde edebiliyorum, ikisine birden ihtiyaç duyuyorum, ikisinden biri tek başına yeterli olmuyor bana - tek başına yetersiz olduklarından değil asla, fakat ben ikisiyle öyle içiçe büyüyüp yoğruldum ki, biri olmaksızın düşünmek, konuşmak, hayal kurmak, yazmak, okumak imkânsız gibi bir şey.

    13. kubra
    14. kubra
    15. kubra
    16. kubra

      Çok aslında ama ilk aklıma gelenler:
      http://www.altafsir.com/ - İngilizceniz varsa cidden yararlı, birçok farklı tefsiri veriyor.
      http://corpus.quran.com/ - Yine İngilizce, Kur'an Arapçası fihristi ve semantik analizler içeren bir kaynak.
      http://www.studyquran.co.uk/PRLonline.htm - Yine İngilizce bir Kur'an Arapçası kökleri sözlüğü çalışması.
      http://www.kuran.gen.tr/ - Muhammed Esed'inki dahil çoğu meâle ulaşabileceğiniz bir Türkçe site.
      http://www.isam.org.tr/ - İsam'ın çok çeşitli veritabanları
      http://www.multimediaquran.com/quran/turkce/001/index.htm - Kurtubi ve Râzî dahil olmak üzere temel bazı tefsirleri içeren bir site (Türkçe).
      http://www.kurananahtari.com/ - Kur'an Arapçası üzerine İlkav'ın da şöyle bir sitesi mevcût Türkçe.

    17. kubra
    18. kubra

      Evet, binlerce yıldır akılları şaşırtan Tanrı'ya karşın şerrin varoluşu meselesini formspring'de çözeceğiz. Yetmedi, üzerine kader versus irâde meselesini de katarak çözeceğiz. Size kolay gelsin.

    19. kubra

      Giriş içinse aslında üniversitelerde okutulan herhangi bir giriş kitabı işi görür.

    20. kubra

      Bu tip aşk konularında aslında en son tavsiye sorulması gerekilen kişiyim; biraz fazla rasyonel ve mekanik olduğum söyleniyor.

      Böyle işler yaşınıza, hâlinize, düşüncenize vs. göre pek değişir bu sebeple bir tavsiyede bulunmam pek mümkün değil; zaten ne söylersem söyleyim, unutmamanız gerekir ki son tahlilde mühim olan sizin ne düşündüğünüz, hissettiğiniz benim veya başkasının değil.

      Bunları dedikten sonra bence aşkta en mühim olan sorular: "neden?" ve "nasıl?"

      Neden "o"? Sebepsiz bir hastalık gibi tutulduğunuz için mi? Ağzı, yüzü kalbinize hoş geldiği için mi? Ahlâklı bir karakteri olduğu için mi? Sizi memnûn ve huzurlu kıldığı, anlaşabildiğiniz için mi? Sizi daha iyi bir insan yaptığı için mi? Sesi kulağınıza güzel geldiği için mi? Zekâsını aklınıza çekici geldiğinden mi?

      Bence önce "neden" bu kişiyi seçtiğinize karar verin, bu size "nasıl" hususunda çok yardımcı olacaktır:

      Nasıl bir hissî beklentiniz var? Bu insanla birlikte mi olmak istiyorsunuz? Yoksa sadece bir süre daha ona uzaktan, platonik hisler beslemek mi? Bu insanla evlenmek mümkünse bir ömür birlikte geçirmek mi arzunuz? Yoksa bu insanla bir süre mutlu olmak mı?

      Neden ve nasılınızın sonucu sizin İslamî hassasiyet ve önceliklerinize uymuyorsa, elbet herkesin durumu farklıdır ama, hassasiyet ve önceliklerinizi sorgulayın derim; hakîkâten hayattaki birincil önceliğiniz ne?

      Not düşmekte yarar görüyorum; ben İslamî olarak kişilerin (kadın veya erkek) Müslüman olmayanlarla evlenmesinin haram olduğunu savunanlarla aynı görüştenim. Bununla birlikte, tavsiye edilenin kesinlikle bu olmadığını da savunanlarla aynı görüştenim. Zirâ böyle bir ilişkiyi yürütmek çok zor, ya sizin ya karşı tarafın taviz vermesi gerekebilir inancından, önceliklerinden, hassasiyetlerinden - bunu yaptığınızda dinen siz memnûn kalmayabilirsiniz, veya karşı taraf memnûn kalmayabilir. Sizinle aynı dünya ve ahiret idealini paylaşan insanlarla bile geçinmek zor olabilirken, sizden tamamen farklı bir dünya ve ahiret idealini paylaşan biriyle birliktelik çok zorlu ve yıpratıcı olabilir (her açıdan). Tabi tüm bunların, somut bir birliktelik beklentisine yönelik; yoksa zaten arzunuz sadece akılda bir tasavvur olarak kalmasıysa işin, sadece platonik bir hissiyatta zaten İslamî bir uygunluk veya uygunsuzluk aramak abes olur; Allah insanları duyguları ve düşüncelerinden dolayı değil, eylemlerinden dolayı yargılıyor.

      Bir de, "temiz aile kızı" tabiri çok nahoş bir tabir. Nedir "temiz aile kızı"? Eli erkek eline değmemiş, bâkire, gözü yerde yürüyen, bir nevî hayalî bir Meryem Ana mı? Bu aslında hiç de İslamî bir tabir ve tablo değil bence. Erken İslam toplumunda isteyen istediği kişiyle, arzuları aynıysa, birlikte olmuş, yani evli olmuş; birkaç kere boşanıp evlenmiş çoğu sahabe var kadın ve erkek. Temiz değil mi bu insanlar şimdi? Yani siz bu algıyı paylaşın paylaşmayın, bence kendinizi bu algı içerisinde değerlendirmeyin, bu cidden kısıtlayıcı ve nahoş.

      Bu arada İslam ve aşk ve birliktelikler üzerine fikirlerimi merâk ediyorsanız, çok zaman önce şöyle nâçizâne bir şey de karalamıştım: http://hkubra.org/?p=49

kubra’s Bio

Canada

hkubra.org/

http://twitter.com/hkubra
contact: http://hkubra.org/?page_id=837