-
-
Uzungöl - Trabzon - Türkiye(Turkey)
-
Okurken sınav yaklaşana kadar çalışmayarak yapardım o işi. Zira sınav yaklaştıkça çalışma azmi daha bir artar oluyor.
-
Okul finallerini bitireli yıllar oldu ama hayat finalleri devam ediyor.
-
Kimseyi aramam. Sessizliğe sığınıp kendimi dinlerim.
-
Hımm!
Doğrusu bu haberi ucundan duymuştum ama detaylı olarak bakmamıştım. Sorunla birlikte habere de bakmış oldum.
Fethullah Gülen'in hâlâ Amerika'da olmasında ki sebebin tamamen bir özveri olduğunu hatırlıyorum. Çünkü daha Türkiye'ye dönüyor diye dedikodusu çıktığında bile medya yine doğruluğu ispatlanmamış dedikodularla adamın üzerine çullanıyordu.
O da bunları bildiği için benim gelmem Türkiye'de sıkıntı oluşturacak ise özlediğim Türkiye'den şimdilik vazgeçerim gibi bir tutum sergilemişti.
Bunların dışında Türkiye'ye gelmesi neyi değiştirir sorusuna gelirsek eğer bence pek bir şeyi değiştirmez. Zira Fethullah Gülen tam olarak bir tarikat lideri değil. Yani Fethullah Gülen'i seven insanların çoğu kendisine tarikat lideri gözüyle değil, saygın bir insan gözüyle bakanlardan oluşuyor.
Benim fikrim ise fikirlerinde katılmadığım birkaç nokta olsa da islamiyetin daha sakin ve zekice anlaşılmasını sağlayan konuşmaları olan ve insanların din konusunda düşünmeden fevri kararlar vermemesi için itidalli olmaya iten bir insan.
Son HSYK seçimleri de şunu gösterdi ki yavaş yavaş yargımızda siyasetten uzak bir hal almaya başlıyor. O yüzden gelmesinde Türkiye açısından bir sakınca da görmüyorum. -
Bir kızdan beni bir anda soğutacak en önemli neden bir kızdan beklenmeyecek derecede nezaketsiz ve erkeksi tavırları görmektir.
Ama erkeksi tavır derken erkeklerin birçok tavrının da normal olmadığını belirtmeliyim ki kafalarda erkektir şöyle davranması normaldir diye bir düşüncem olduğu fikri oluşmasın -
Soru her zaman merakın doğal bir sonucudur. Bu merak illa başkalarının hayatına girmek veya müdahale etmek için değildir.
Kimi zaman çeşitli durumlarda insanların kendi davranışlarıyla kendi dışındaki insanların davranışlarını ve hislerini karşılaştırma içgüdüsüyle sorulur.
Kimi zaman kendi tercihlerinin karşıdaki kişi tarafından da onaylanmasını görme içgüdüsüyle sorulur.
Kimi zaman da gerçekten bilinmeyen bir şeyleri öğrenmek için sorulur.
Bu sitede çoğunlukla başka insanların vereceği cevaplar ile kendi cevaplarını karşılaştırma içgüdüsüyle soruluyor ve cevaplar alındıkça kişisel bir muhasebe yapılıyor. -
Bir huy olduğuna göre insanın kendini rahatsız etmemesi gerekir diye düşünüyorum. Bu açıdan bakınca soru anlamsızlaşıyor.
-
Yapmadığım bir şey ama sanırım karışımızdaki kişiden çok sinir olduğumuz durumlarda yapılan bir şey.
-
Eğer bu soru bir ilişki için bunu yaşamadığım için verecek bir cevabım yok ama diğer konularda illaki reddedilmişimdir.
-
Sanırım sahiplenen insanlar ile ilgili bir sıkıntım olmazdı ama despot bir insan ile kesinlikle geçinemezdim.
-
İş konusunda kesinlikle yaptığım işi yarıda bırakmayı sevmem. Filmlerde ise sinemada değil ancak bilgisayar başında çok yarım bıraktığım film vardır. İlişki konusunda ise henüz bir ilişki yaşamadığım için cevap veremeyeceğim.
-
Normalde işim dolayısıyla Bilgisayar başında geçmekteydi ancak son 9 aydır babamın hastalığı dolayısıyla hasta bakmakla geçiyor.
-
Gözümü ve kulağımı kapatırım. Çünkü hiç kimseyi kırmayı sevmem hatta bu kişi bunu hakketse bile.
-
Tanıdığım veya sevdiğim birinin karşısında olmadığım sürece son derece sessiz biri sayılırım.
-
Genelde gerçekleştirmek istediklerim hakkında olmadan olacakmış gibi üzerinde uzun uzun konuşmam ama özellikle gizleme ihtiyacında da değilimdir.
-
Hımm!
Bunu günümüzde insanların iletişime olan yanlış bakış açısınıda belirterek cevaplayabilirim. Şöyle ki insanlar Twitter, Facebook ve Formspring gibi sosyal ağların teşhircilik mi değil mi gibi tartıştığını görüyoruz. Ancak yaşamanın kendisi zaten teşhirciliktir.
İnsan zaten sosyal bir varlık değil midir? Diğer insanlar ile olan etkileşimimiz de bizim her halimizi insanlara yansıtır. İnsanların normal şartlarda gizlemesi normal olan tek şeyin hataları(Başka bir bakış açısıyla günahları) olduğunu düşünürüm.
Bunların haricinde karakterini gizleyen insanların iki yüzlü olduğunu düşünürüm. Ben sosyalliğim, paspallığım, tutuculuğum gibi olası muhtemel her halimin açık olmasının insanların beni anlamasında anahtar bir role sahip olduğunu düşünürüm. Benzer bir şekilde karşımdaki insanın açık olması benle aynı düşünceyi paylaşmasa da o kişiye olan bakış açımı etkiler.
Bu nedenle hayatımda hiçbir şeyi gizlememeye çalışırım. Genellikle herkes beni en doğal halimle tanır. İstisnası ise karşımdaki insanı kıracak isem veya sonu muhtemel gereksiz bir tartışmaya girecek isem ruh halimi gizlemem ancak susarım. :) -
Keşke patlansa! En azından patlamanın ardından bir ferahlama yaşanır dı. :)
-
Şimdi vereceğim her cevap bir savunma gibi olacak ama nasıl olsa yazacaklarım baki kalacağına göre bundan sonra bunu soracak herkese bir kereliğe mahsus verilmiş bir cevabım olması için cevaplayacağım.
Öncelikle şu anki HSYK ve yargı kurumlarında KAST sistemi var ve bu sistem Krallık gibi bir sistem. Bu yöntemle oluşturulmuş bir yönetim sultası istediği her kararı aldırır ve ilginç olan egemenlik bizde yani Millette olması gerekirken dolaylı yoldan dahi Milletin seçmediği ve Egemenliğini dolaylı yoldan dahi paylaşmadığı bir yargı yönetimi oluşmuş olur.
Kaldı ki yine bu yargının aldığı akla hayale sığmayan kararlar bir yana kendi içindeki üyelerince dahi kabul edilmiş bir hukuksuzluk hakim. Üstelik yargının siyasete alet olmasın daha söylemedim bile. :)
Gelelim işin medya kısmına. Öncelikle baskı altına alınan bir medya istediği hiçbir şeyi söyleyemeyen bir medya olması gerekirken sağ olsun bizim medyada hiç böyle bir durum yok. Üstelik yalan üzerine yalan yazılırken bile özgürlükleri hiç bu kadar geniş olmamıştı. Daha önceki medya grubu sahiplerinin askere karşı nasıl el pençe durduklarını kendilerinin ağızlarından anlattıklarını unutmayalım derim.
Ve işin en acıklı kısmı ise Asker kanadı. Teknolojinin dehşet derecede geliştiği günümüzde insanların yüzüne baka baka yalan söyleyen bir askeriye(Aktütün'e hava muhalefeti nedeniyle gidemeyen helekopterlerden bahsediyorum) ve şu anki bürokrasi sultası yüzünden dokunulamayan bir yapı.
Örnekler ve tecrübeler çoğaltılabilir ancak sadece bu yazdıklarım bile öylesine verilmiş bir EVET kararım olmadığının anlaşılmasına yeter sanırım.
Ha! Bu arada niye HAYIR demiyorsun diyenlerin gerekçelerinden olan anayasada niye şu yok niye bu yok lafzına gelir isek şunu hatırlatmak isterim, biz maddelerde olmayanları değil olanları oyluyoruz. Kaldı ki ne yaptığının farkında olan yetişmiş bir insan olarak bu tip ucuz numaralar ile HAYIR diyecek de değilim. -
Cevabım EVET ancak her zaman olduğu gibi EMPATİ yapmadan insanımızın birbirine saldırma huyu olduğu için açıklama yapma gereği duyuyorum.
Soruda bu ülkenin genci olarak deniyor ama doğrusu bu durum tüm vatandaşları etkiliyor. Bu açıdan bakınca genç olarak var olan bilgilerimle birlikte yaşanmışlıkları olan yaşlı dediğimiz insanların tecrübeleri de oyumun rengini etkiliyor.
Bu ülkenin bir genci olarak her şeyden önce üzerime düşen görevimi yerine getirip araştırma yapmadan bir tercihe varamazdım. Yani Anayasa değişikli ne getiriyor, ne götürüyor bunu bilmem gerekiyordu. Aynı zamanda eski anayasa ile karşılaştırıp hangisinin daha demokratik ve Egemenliğimizi elimizden almadan bizim adımıza bizim istediğimiz doğrultuda kullandırabilecek hesap etmem gerekiyordu.
Bu araştırmaların üzerine birde eskilerin tecrübelerini ekleyince oyumun rengi ortaya çıkıyor.
-
Hakan ARIN’s Bio
Empati yapmasını bilmeyen milletin bir ferdi.

