Question / Soru

RSS Feed
    1. Lynn
      tonxxie responded to awakencordy 27 May

      2. soru: Bir film ya da dizinin içinde yaşayacaksınız ama hile yok: çıkış yok, geride bıraktıklarınızla temasa geçmek yok, tamamen o evrende kalacak ve orada yaşayacaksınız. Oradaki karakterlerin sizinle teması da garanti değil. Hangisi olurdu?

      Downton Abbey olsun istedim bir anda. Karakterlerle teması geçtim de, geride bırakacaklarımdan sonra kendim gibi olabileceğim tek evren o gibi geldi. Dönem açısından da ilgimi çekiyor zaten, evet, Downton Abbey olurdu.

      Eğer soruda kitap olsaydı, ona da Viva diyecektim. Kesinlikle mutlu olurum diyebileceğim tek evren. Bir de Brent&Brent'de çalışırsam, telekinesi falan ohoo değmeyin keyfime! :))

    2. Yasemin

      2. soru: Bir film ya da dizinin içinde yaşayacaksınız ama hile yok: çıkış yok, geride bıraktıklarınızla temasa geçmek yok, tamamen o evrende kalacak ve orada yaşayacaksınız. Oradaki karakterlerin sizinle teması da garanti değil. Hangisi olurdu?

      kitap da oluyormuş madem ben kitap olarak cevaplayım o zaman.

      405 evreninde yaşamak isterdim. olay illa masaya girmek, james, opal vs. değil. genel olarak 405 evrenini yönetim şekli, insanların yaşamı olarak ele aldığımda orda yaşasam mutlu olacağımı düşünüyorum.

    3. Ece
      rocketqueeen responded to blabucu 25 May

      Okuduğunuz bir kitaptaki karakterin ırkı belli değilse (Siyah, Beyaz, Asian, Indian, vs.) default olarak beyaz mı düşünürsünüz?

      Eğer dış görünüşü tanımlanmamışsa hem adına uygun, hem kafamdaki güzellik tanımına uygun, biraz da kendime benzeyen birini düşünüyorum, ırk olarak beyaz oluyor haliyle.
      Bu dönem aldığım sosyal psikoloji dersi sebebiyle minicik bir bilimsel açıklama yapmak istiyorum bu duruma. İnsanlar karmaşık bir durumla karşılaşınca akıllarına en kolay ve en çabuk gelen bilgiyi referans olarak kullanıyorlar, availability heuristic deniyor bu duruma. O yüzden sorunun cevabı sorduğumuz yere ve insan profiline göre değişecektir. Biraz sıkıcı oldu sanırım ama dersteki bilgimi paylaşayım dedim :)

    4. Dilek
      blabucu responded to awakencordy 25 May

      Sormaya dare edildim: sabah merak etmiştim, merakımı tatmin etmek isteyenler ciddiye alabilir :D Dedim ki, sizce benim iyi olduğum taraf nedir yazım konusunda? Aile, seks, karakter, diyalog, aşk, trajedi gibi teknik konular, fandom değil..

      Ya sen ne kadar kendini beğenmiş, ne kadar ilgi açı bir insansın ya? http://i.imgur.com/dr4mB.gif

      Şaka len şaka. *holy water* http://i.imgur.com/rYH9v.gif

      Twitterdaki cevabımı tekrarlayayım.

      1. Diyalog: muhtemelen yazdığın şey tamamen diyaloglardan oluşsa yine de anlaşılır. (Vay, otantik challenge.)

      2. Acı, elem, keder: Istırap denizlerinde dibi delik bir takayla dalgaların arasında yolunu bulmaya çalıştı gibi bir tarz değil tabii. Atıyorum, "her zaman yastığının üzerinde katlı duran pijamaları aldı ve sandığa kapattı" gibi, böyle INNOCENCE LOST ya da BUNDAN SONRA HİÇ PORTAKAL SUYU İÇEMEYECEK, OMLET YİYEMEYECEK (Arya on Joyce's death) tarzı şeyler. You do it. I love it. Hepimiz mazoyuz.

    5. awakencordy
      awakencordy responded to nazlitan 23 May via iOS

      bu nook barnes&noble nook degil mi? oncelikle memnun musun? bir de copyright problemi falan yasadin mi kitap almaya calistiginda? :) bende yazin kindle almayi dusunuyorumda, ikiside birbirine benziyor kararsizim. :)

      Nook ve kindle arasinda baya fark var, daha derin incele derim. Genel olarak nereden kitap aldigin cok onemli, yogunluk epub satiyor, kindle da sadece mobi aciyor mesela. Ayrica kindlelarda ekran donmasi denilen bir problem de var, o riski de goze al, ben alamadim sahsen, inanilmaz buyuk bir oranda yasanan bir problem cunku ve amazon "sans" diyemiyor, teknik uretim secimlerinin hassas makine yarattigini falan soyluyor. Ha direkt sifiriyla degistiriyor ama TRden alirsan o da sana yaramiyor.

      Ben nook aldim, tr'den aldim, inanilmaz memnunum. Secerek aldim cunku, e-ink istiyord ozellikle ve kisitlamalarini falan da ogrendiydim, sorun cikmadi. Sirf okuma amacli istiyorsan nook kesinlikle oneririm. Kindledan daha hafif, daha ele gelir ve daha user friendly.

      Negatif taraflari; root denilen android jailbreakini yapmak zorunda kaliyon. Yapmayabilirsin tabii ama benim ihtiyacimda internete de girebilmesi vardi, istedigimde ben fici illa mobil okuyacaksam nete de girebilmeliydim. Nookta internete sadece barneshopa girebiliyorsun. Root ettiginde android tablet tarafi da aciliyor, bildigin tablet oluyor bir yani. Boylece internete de girer oldu, bir de sdcard manager appi indirdim, karti takip cikartmama gerek olmadan aletteyken ficleri silebilir duruma geldim, ideal oldu.

      Einki cok guzel, lanse ettikleri gibi en iyi e ink ve islemci hizi da kindlei solluyor. Kindle her sayfada burn ederken nook 5-6 sayfada bir burn ediyor mesela, onun farki cok onemli.

      Baska baska, shoptan almak. Ne amazondan ne de barnes'dan trde oldugumuz icin alamiyoruz, amazon etrafindan dolastirarak aldiriyor gerci ama gerek de yok zira kobo nooku rootladiginda gayet calisiyor catircatir. Tr olarak da idefixe ve d&r'a uyumlu, bir problemi yok.

      Reklam kusagi.

    6. Dilek
      blabucu responded to awakencordy 21 May

      ben de sana sorayım: tony/pepper mı tony/steve mi? neden ?

      Her ikisi de kulvarlarında hede hödö ama kalıcı olan bence Tony/Pepper. (şok dolu seslerini duydum, my one dimentionality is showing onu da biliyom.)

      Sen demişsin ya Tony aslında Pepper'ı yoruyor diye. Ona katılmıyorum. Steve'in duygusal olarak Tony'nin üzerine yıktığı bir takım kompleksler ve yüklerin yanında Pepper'ın elindeki hiperaktif adamı kontrol altına almaya çalışmasının lafı olmaz.

      Burada "Captain America" ideolojisiyle büyümüş ve babasının gözünde hiç o kadar değerli olamamış bir öz evladın, o ideolijinin bedene bürünmüş haline aşık olmasından bahsediyoruz. Aralarındaki ilişkinin değişik gelişimlerine tanık olmadım (aka fanfic okumadım) ama bence Tony'nin "daddy issues"u ile başlayıp, birbirlerini yıprattıktan sonra bir yerde "tamam, arkadaş olalım, canımsın" diyerek ayrılacaklarını düşünüyorum Steve ile.

      Yani demem o ki Steve, Tony'nin hayatında babasının yansıması iken, Pepper Tony'e dair ne kadar iyi şey varsa onu temsil ediyor. Bir seçim yapması gerekirse Tony'nin de Pepper'ı seçeceğini düşünüyorum.

      AHANDA AYNI FİKİRDE DEĞİLİZ.

    7. awakencordy

      tony/pepper mı tony/steve mi ? neden ?

      GAAAAAHHH. Dammit, Jim!

      Tony/Steve, ama bir dur anon, bir nedenini dinle!

      Pepper ve Tony tam bir çiftler, hastasıyım, inanılmaz şipliyorum, öyle böyle değil. Resmen rüyaların gerçekleşmesi gibiler, birbirlerini o kadar tamamlıyorlar ki <3 Deli gibi bir sevgi var aralarında, ama osevgi aynı zamanda zarar da verici, çünkü Tony, aslında Pepper için çok fazla. Pepper yetişemiyor, evet dünyada ona en çok yetişebilecek ve onun iplerini çekebilecek kişi Pepper ama Pepper'ın olayı o: Pepper onu şekillendiriyor, onun dünyayla arasındaki bağı oluyor. I LOVE THEM.

      Steve ise apayrı bir şey, Steve Tony için orada, sırf Tony ile bağı var, Pepper bir yandan dünya iken, dünyayı Tony'e getirirken Steve tam tersi, Tony'i dünyaya götürüyor. Tony'nin en büyük eksikliği onu olduğu gibi görebilecek birisi, Steve'in etkilenmesi gereken bir ~Stark etiketi yok, Tony'i kendisi gördüğü gibi görüyor. Aralarındaki aşılan duvarlar büyüleyici, bir gel git ve bir çekişme var, sağlıklı bir ilişkiyi de bu oluşturur zaten, parçalar birbirine geçecek ki bütün olacaksın.

      O yüzden Tony/Steve. Pepper ve Tony mutlaka bir yerde ayrılmak zorunda kalacaklar, yoksa ilişkileri harap olur.

    8. nevereasy

      ablanla birbirinizin ilişkilerine karışırmısınız?

      ilişkilere karışmak demeyelim de fikir belirtme, akıl verme diyelim :)) ama ben onun arkadaşlarına karışırım. sevmemişsem mesela birini hemen söylerim de benimki direkt kıskançlık *_* :))

    9. awakencordy

      Stark'i mi katacaksiniz!? james mi olacak!!!

      Lol masallah bu ne hiz. :))

      Kimseyi katma niyetinde degilim anon, hele ki Stark'i. Katabilecegim cast anca RDJ olur. Ki onun da pek taraftari degilim zira kattim mi kendimi tutamiyorum ve butun casti katiyorum, o fandoma dair fic yazacagima da 405 yaziyorum, ficler oluyor.

      Bakarsan zaten ne suitsi ne teen wolf ya da sherlock'u kattim, hala onlari yazabiliyorum o yuzden. Ki Evans zaten vardi, Linc'ti adam, onu alsam Linc olur, Stark'i James yapsam Evans Aden olmaz, yas o is. Stark ve Aden da olsa bile Stark'tan medjai olmaz.

      Ben esprisine James'in pic abisi falan dedim ama bunca senedir nerdeydin be adam. James'in gercek ailesine hic girmedim bilerek, tek gizem o hala, acma niyetinde de degilim. Ancak @blabucu fikrimi degistirir yapabilirse, o kadar.

      Ama Stark'in hayalimizdeki James Sinclair kisiligi ve etkisi oldugu gercegi yillardir dilekle konustugumuz bir sey, ADAM JAMES ARKADASIM. Stark kimligi oyle. James dahi degil ama Stark kimligi tam bir James yes, aglatiyor beni bazen. Ondan bahsediyoruz.

      Tabii bffimin hain planlari varsa bilmem :)) 405'i daha once cok yiktik o planlarla ;)

      Ayrica bu gece uyuyabilecek miyim cok merak ediyorum devamli bir sey cikti. 00:16

    10. Dilek

      thelake izliyor'da bir tane SPN bölümü yorumlamıştınız siz o neden yok acaba? Ve HIMYM yorumları? Silindiyse eğer geri yükleme şansınız yok mu?

    11. awakencordy

      İtü end müh.ü kazanan kişi için bir şey söylemek istiyorum :) Belki sanata yatkındır? Yani amaç kendini bulmaksa yalnızca dershane bazında düşünmemek gerek. Sanatında kıyısından bakması gerekebilir. Böyle küçük bir şey eklemek istedim :)

      Ilk basta hicbir sey soylemeden yayinladim ama sonra dusundum de, sanat da ayri bir risk acikcasi.. Ben yapamadim mesela, yazarligi secebilirdim ama yapamadim.. Daha saglam, daha net bir meslegim olsun, sanati diplomasiz da yaparim dedim..

      Sanat konusunda gozu kapali oneri veremiyorum ben, uzun vadede de dusunmek lazim ama tabii bir insanin kendini tanimasi icin sanati da diger bilimler kadar dusunmesi lazim, orasi tartismasiz.. Herkesin farkli bir yetenegi var..

    12. awakencordy

      şu sıralarda propmt hatlarınızı ve sizin yorumlar hakkında söylediklerinizi takip ettiğimde eskisi kadar çok okunmadığınızı düşünüyorum. bu sizi endişelendiriyor mu?

      LOL thank you be anon! :)))) Çok süper hissettim valla :D Tam da aha şu tweetim üzerine attın soruyu yalnız, ben ne edeyim şimdi: http://bit.ly/HLfTB2

      Gel dertleşelim seninle, ben de o sırada o tweetle ilgili düşüncelerimi bir organize edeyim..

      Aslına bakarsan ben hiçbir zaman tam olarak ne kadar okunduğumu bilmedim, o yüzden karşılaştırabilecek durumda değilim diyebilirim.. Herkesin eline teker teker şifreli verdiğim dönemlerde bile insanlar arkadaşlarıyla paylaştılar, hiçbir zaman tam kafa sayısı verebilecek durumda olamadım.. O yüzden net sayı gibi bir bilgim yok, ancak işte sayaçlardan falan ne elde edebilirsem onu biliyorum..

      Ancak tabii ki saf değilim, genel olarak okunma oranımda bir düşüş olduğunu biliyor ve düşünüyorum.. Birçok sebebi var tabii ki, bunlardan temel olanı artık o kadar güzel yazmıyor olduğum da olabilir, bunu hiç inkar etmedim ve hep ihtimal dahilinde tuttum.. Onun dışında a) insanların okumadıkları fandomlara yazıyor olabilirim, b) okumadıkları çiftlere yazıyor olabilirim, c) okudukları çiftlere okumayacakları konular yazıyor olabilirim.. ya da d) artık okumuyorlardır, o da olabilir.. Başka dillere veya başka yazarlara geçmiş veya toptan okumayı bırakmış da olabilirler.. Benim kendi arkadaşlarımdan beni okumayı bırakanlar varken tanımadığım insanların beni okumayı bırakması beni şok eden bir şey değil :)) Bir şekilde BİR ŞEYLER okusunlar da, problem değil..

      Beni endişelendiriyor mu, tabii ki endişelendiriyor.. Ama geceleri uykularım kaçmıyor, o kadar da değil.. Bir şekilde hala okuyan bir kitle var, onlar yok olsa bile ingilizce yazarım ve halen pazarda yer almaya devam ederim, olay illa okunmaksa.. Ama olay ilk aşamada okunmak değil, o yüzden uykularım kaçmıyor :))

      Bluebird konusuna gelirsem şimdi.. Bluebird ve Verankton'u ben her zaman bir elmanın iki yarısı olarak düşündüm, çoğu kişi ayrı tutsa da.. Bluebirdde yazdıklarım her zaman bir şekilde veranktona aktı, orada kapalı tuttuğum şey kalmadı.. Hele ki geçen ay sanırım her şeyi temizledim, sanki o zaman içime doğmuş bu düşüncelere gireceğim ya da zaten bilinçaltından düşünmeye başlamışım..

      Şöyle bir durum var ki bluebirdü açtığımda ben okuyucuyla iletişimde olmak istemiştim, o yüzden de "sessiz kalmak yok" kuralı getirdim, ondan sonra orada da insanların hikayeleri alıp alıp okuyup sessiz kalmaya devam ettiler, veranktondan farkı kalmayınca da bir sonraki hikaye için yorum gönderin dedim, öyle bir anlaşma kurduk ve o halen devam ediyor..

      Ben muhtemelen hepinizden uzun süredir yazıyor ve internette hikaye okuyorum, yoruma dair bakış açım hiçbir zaman değişmedi. Yorumu ben hep eğitimli ve kişilikli insanın bir uzantısı olarak gördüm.. Yorumdan kastım da hiçbir zaman sayfa sayfa yazılar yazılması olmadı, ben hep ne düşünüyorsanız onu söyleyin dedim.. Kimi zaman "kendini biraz daha iyi anlat" demişliğim oldu ama bir süre sonra insanların "kendilerinin" o kadar kelimede kaldıkları ihtimalini göz önüne aldığımda onu da dememeye başladım.. Okudukça okudukça kelime haznelerinin ve kendilerini anlatma yeteneklerinin gelişeceğini düşündüm, ki gelişti.. Yıllar içinde gözlerimin önünde iki kelime edemeyen çocuklar sayfalarca kendi düşüncelerini anlatabilen yetişkinlere döndüler, bunun oluşumunu izledim..

      Yapım gereği birisi benimle anlaştığında o anlaşmaya uymasını bekleyen bir insanım.. Veranktonda kimseden bir şey istiyor değilim ama bluebirdün kapısına koyduğum yazıda yazanları istiyordum evet.. Ama dediğim gibi, saf değildim, birçok kişinin hem orada hem merkezmasa'da sadece bir sonraki defter ya da hikaye için bir şeyler karaladığının farkındaydım, hala da öyleyim.. Farkında değilim veya sırf istediğiniz ya da yazara saygı duydukları için yorum yapıyorlar'a inandığımı sanıyorsanız inanmayın..

      Ben bundan yüksünmedim, çünkü söylediğim gibi, kimseyi zorla topluluklara üye yapmadım.. Ancak bir süre sonra bu beni yormaya başladı, özellikle twitter/facebook açılımlarından sonra insanların gerçek hayatlarını da görüp sonrasında sırf bir hikaye okumak için bir şeyler yazmaya kendilerini zorluyor oluşları *benim* sinirime gitmeye başladı.. Veya tam tersi bütün gün kabak gibi yatarken sonrasında bana gelip "vaktim olmadı" demeleri kendimi aptal gibi hissetmemi sağladı.. Ki ben aptal gibi hissetmeyi sevmem..

      Sonra bir şeyi test etmek istedim, geçen ay oldu bu sanırım, bluebird'e "sherlocklar için yorumu zorunlu kılmıyorum, isteyen yapsın" dedim.. Bluebirdde 200 üye var, 8 kişi aktif olarak okuyor.. Bunu söylediğimde bir anda 30 kişi ortaya çıktı, onlardan da 3 kişi yorumlayınca manzara ispatlanmış olarak belli oldu :))

      Ben artık basit fandomlar yazmıyorum.. Benim yazdığım fandomları okuyan insanlar da muhtemelen artık ingilizce okuyorlar.. O yüzden ne kimsenin bana ihtiyacı var, ne de benim bu yaştan sonra kendimi ispatlamaya.. Zaten kendimi ispatlamışım, ister dalga geçilsin ister bana laf atılsın ister laf sokulsun ortada başka bir Awakencordy yoksa (ki bu ister orijinallerden gelsin ister slashten, isterse de ficlerden) ben kendi kendimi zaten ispatlamışım.. O yüzden "allahım nerede yanlış yaptım" gibi bir duygu içerisinde değilim..

      Ben modern olabilirim ki öyleyim, Verankton'da tıpkı kendi okuduğum yerlerdeki gibi direkt ficleri koyuyor ve "yorum şart" gibi bir şey söylemiyorum, tek söylediğim her güncellemede aşağıdaki tepki kutusunu göstermek, oradan tepki göndermeyen de ben değilim, SİZSİNİZ. İnsan herkesi kendi gibi bilir hesabı hala kırılmamış bir umutla ben nasıl insanlara "this was awesome" kadar basit bir "güzeldi" bırakıyorsam hala, hala ve hala onu bekliyorum, her hafta bekliyorum, her hafta o umut eden kısmım kırılıyor ama kafamdaki mantıklı tarafta öyle bir bekleyiş yok, kabul etti.. Bunun ayıbı bende değil.. Ama o ayrı bir konu..

      Yorum/tepki/ünlem almamanın benim yazım kalitemle alakalı olmadığı konusunda kendi kendimi ikna etmem zamanında oldukça zor oldu ama bir şekilde başardım.. Ben en harika fikri yazıp da koysam bir şey değişmiyor..

      Bugün oturup üç topluluğu da (bluebird, merkezmasa, synanpercha) kapatmayı düşünmemin sebebi bu.. Kimi kandırıyorum ki hesabı, ben onları hiçbir limit olmadan koysam okuyup geçecekler ve bir şey bırakmayacaklarsa, neden böyle bir sahteliğe daha fazla katlanıyorum düşüncesi.. Yasal hakkını korumak istediğim şeyi zaten koruyorum, emin olmazsam da yayınlamam ve kendime saklarım, olur biter hesabı..

      Yine de kafamda bir gün birilerinin bu mantık, eğitim, duygu seviyesine ulaşarak bana bir şeyler bırakmak isteyebileceği gibi bir düşünce var, oturup "sitelerin formatını mı değiştirsem, bir şeyler mi yapsam, tuş mu koysam link mi bassam" diye düşünüyorum ama onları yapsam da (ki muhtemelen yaparım, kafama girdi mi yapmadan rahat edemiyorum) bir işe yaramayacağının farkındayım.. Çoğunuz belki 3-4 senedir fic okuyor, ben neredeyse 15 senedir bu işin içindeyim.. Bu konuda istesem tez yazacak kadar çok deney yaptım ama sonuç hiç değişmedi, ki o sonuç benden değil, okuyucudandı..

      Bazen neden bu kadar çabaladığımı düşünüyorum, sonra o mektuplar aklıma geliyor, dayanmaya devam ediyorum :)

    13. Dilek

      Glee sorusuyla ilgili: Amacim kabalasmak degildi kesinlikle Eger oyle anlasildiysa oncelikle ozur dilerim. 2.olarak da soylemek istedigim sey su Elestirileriniz konusunda haklisiniz tamam. Ama gleenin ozellikle ilk iki sezonunun verdigi sosyal mesajlari

      --- SORUNUN TAMAMI ---

      Glee sorusuyla ilgili: Amacim kabalasmak degildi kesinlikle Eger oyle anlasildiysa oncelikle ozur dilerim. 2.olarak da soylemek istedigim sey su Elestirileriniz konusunda haklisiniz tamam. Ama gleenin ozellikle ilk iki sezonunun verdigi sosyal mesajlari ben hala begeniyorum. Ozellikle lise cagindaki gencler izlesinler istiyorum cunku farkliliklara saygi duymakla ilgili cok guzel plotlar da islendi bu dizide. Glee izleyen hic kimse escinsel kisilerle ilgili olumsuz dusuncelere sahip degildir heralde. En azindan ben cevremdede bunu gordum. 15 yasindaki bir genc queer as folk gibi bir dizi izlemez ama glee izlerken kurt icin uzulur ve empati kurabilir. Kurt/Blaine OMG Oley diye sevinir siz 25 yaslarinda oldugunuz icin sacma gorunen dizideki olaylar onlari rahatsiz etmez. Ama siz bunu soylediginizde etkileniyorlar Eminim cunku sizi ve awakencordyi takip eden buyuk bir kitle var. glee artik yetiskinlerin pek zevk alabilecegi bir dizi olmayabilir ama 15-20 yas grubunu izlesin en azindan Hic izlememis olanlar onyargiyla yaklasmasinlar Hic olmazsa ilk iki sezoa bir goz atsinlar o dizide bir zamanlar gozlerimiz Dolarak izledigimiz guzel konular da islendi turkiyenin farkinda olmadigi sosyal sorumluluk projelerine destek veren bir dizi ne kadar kotu ols

      --- SORUNUN SONU ---

      Biraz daha devamı gelir mi diye bekledim ama gelmedi anoncan; "... ne kadar kötü olsa da." diye bitirecektin herhalde. Bir tanesi de flagged düşmüş o yüzden sıraları karışmış, umarım doğru toparlayabilmişimdir.

      Öncelikle yanlış anlaşılmayı düzelttiğin teşekkür ederim, çok düşüncelisin, saygı duydum. Düşüncelerinin yukarıda yazdığın şeyler olduğunu az çok tahmin etmiştim, ama dile getirişin hoş değildii, onu da düzelttin, anlaştık :)

      Glee'nin sosyal mesaj içeriği konusundaki liderliği tartışılmaz, ben de hakkında iyi bir şey söyleyeceksem zaten onu söylüyorum, ama şöyle de bir şey var ki ben o sosyal mesajların gözüme sokulması yaşını geçtim. Ben zaten neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilen bir yetişkinim. Dediğin gibi 13-20 yaş arası genç kitle için hala izlenebilitesi yüksek bir dizi, itirazım yok. Ayrıca ilk sezonunun harika olduğu gerçeğini de asla inkar etmedim. Benim bu sezona kadar son derece zevkle izlediğim bir diziydi, ama sanırım *SOSYAL MESAJ* adı altında bir şeyleri ispatlamak için kendilerinden geçtiler.

      Ben isterdim ki Glee gençlerin olduğu kadar yetişkinlerin de zevk alabileceği bir dizi olsun, akıllı bir senaryosu olsun ve eşcinsel/biseksüel/trans toplulukları koruyan mesajlarının yanında diğer karakterlerin hikayeleri de salak gibi bir oraya bir buraya atılmadan devam edebilsin... Ama maalesef olmadı çünkü Glee bir anda ünlü oldu, bir anda bir sürü para kazanmaya başladı ve oradan sonra kendini psikopata bağladı.

      Dediğim gibi eşcinsel/biseksüel/trans topluluklarına verdiği mesajlar gayet güzelken ellerinde lise yaşlarında hamile kalan ve sonunda o çocuğu başka birine evlatlık verip bu yüzden hayatı mahvolan bir karakter vardı. Son derece ağır bir konuydu ve şaka gibi bir türlü üzerinde adam gibi durulmadı. Aksine zavallı Quinn kafayı yemiş, kaprisli bir genç kız gibi abuk subuk intikam planları yapıp olmayacak işlere kalkıştı. Ben ne kadar isterdim ki onun çocuğundan ayrılmış olma psikolojisi adam gibi işlensin. Gençlere mesaj vermek amacıyla kendini lanse eden bir dizinin iş plota gelince sadece gay çiftlerin ve açılamayan aşıkların üzerinde durması kadar iki yüzlü bir şey olamaz. Biraz da o yüzden sevmiyorum Glee'yi. Gerçi "16 and Pregnant" adında bir reality showu olan ve sırf MTV'de görünmek için 16 yaşında hamile kalmayı bir nimet sanan gençlerin olduğu toplumdan ne beklersin. Bunların bir de anaları babaları var...

      Tamam evet Kurt gay, Kurt GAY, KURT GAY, BLAINE GAY, SANTANA GAY, BRITTANY GAY, herkes de gay anasını satiym! Tamam olun, gay olun, hepiniz gay olun, ama hikayelerle farklı bir şey verebilecekseniz gay olun. Burada "Real Life Ohio" çekmiyoruz, kurgu çekiyoruz. 100 kişilik bir toplulukta 70 kişi de gay olabilir, itirazım yok, ama sen bir "karakter" dizisi isen ve belli hikayeleri anlatmak istiyorsan ona göre bir oranlama yapacaksın. Sadece tek bir kişinin gay olduğunu söyleyerek de bana bu mesajı verebilirsin. Bir erkek gayimiz bir kız gayimiz olsun, lezbiyenler dışarıda kalmasın, falan festek tarzından politikalarla, reklam amaçlı yapılan şeylermiş gibi hissettiriyor bir yerden sonra. Samimiyetsiz geliyor. Kurt'ün "orijinal gay" olduğu da aşikar zira gerçekten mesaj veren tek eşcinsel hikaye onun, kendimizi kandırmayalım. Santana'nın "gay"liği gayet yüzeysel devam ediyor, bir "afterthought" olarak fandom sesine karşılık yapıldığı da çok belli, bir de o yüzden samimiyetsiz geliyor.

      Mesela neden Santana biseksüel değil de STRITCTLY LEZBİYEN? Orada da Glee'nin sinirimi bozan bir yanı var. Geçen sezonda Blaine'in Kurt'le ilk çıkmaya başladığı zamanlarda, Blaine "belki biseksüel olabilirim" diyerek Rachel'la öpüşmeyi denemek istiyordu, ama Kurt resmen bu dünyanın sonu olabilirmişçesine Blaine'e tavır koymuştu. O zamandan içimde bir şeyler kopuk hala Glee'ye karşı. Biseksüel neden olamıyor karakterler? Neden böyle bir ikilem içinde olduklarında "HAYIR, SEN YA GAYSİNDİR YA DA STRAIGHT!" diyerek üzerlerine gidiliyor? Biseksüellik yalancılık gibi algılanıyor. "Sen hala karar verememişsin" tepkileri alıyor senaryolarda. Haksızlık. Bu tip eşitsizlikler ve yüzeysellikten ötürü Glee kendini inandırıcı kılamıyor maalesef.

      Brittany biseksüel diyeceksiniz, ben de kızacağım. Brittany'nin nasıl bir karakter olduğunu bilen mi var? Bütün okulla yatıp kalkıp sonra da "ahahah salak bu!" diye güldüğümüz comic relief bir karakterdi, o yüzden gerçekten biseksüel kesimi temsil ettiğini söyleyemeyiz. O kız gerçek bir karakter bile değildi, "one liner" dediğimiz "dolphins are gay sharks" repliklerini söyleyip geçen bir kızdı. Sonra bir anda nolduysa Santana buna aşık oldu, o da karakter oldu. Afterthought.

      Ya da hadi gayliği geçtim, zavallı Tina ve Mike'ın "asian" geyiği nedir? Tina neden Artie'yle beraber olamadı da sadece ASIAN olduğu için Mike'la sevgili oldu? Bu nasıl bir ırkçılık nasıl bir mesajdır? Bunları unutayım mı ben şimdi? Neyseki şimdiye kadar Mercedes'in "zenci" olmasıyla ilgili tatsız bir şey yaşanmadı ya da ben hatırlamıyorum, ama artık siyah/beyaz ayrımı öncelikli odak olan bir konu değil, Amerika aşmış gibi yapıyor, Obama sağolsun.

      Ama tabii dönüp dolaşıp "ne kadar boktan bir dizi olsa da arada güzel mesajlar veriyor" cümlesine geliyoruz. Ne zaman Glee'yi ve o garip hikayelerin arasında belki farkında olarak, belki yanlışlıkla verdiği iyi mesajları düşünsem, aklıma "bu dizi Friday Night Lights gibi bir dizi olsaydı efsanevi olurdu" dediğim zamanlar geliyor. (Mesaj veren dizi istiyorsanız FNL'i izleyin bu arada. Gay karakteri var mıydı hatırlamıyorum yalnız, üzgünüm.)

      Elbette ki bazı konularda herkesi mutlu edemezsin. Bak mesela bana göre herkes gay ve Quinn'in genç yaştaki hamilelik konusu hiç adam gibi işlenmemiş, ama bir başkasına göre de her tarafın gay karakterlerle dolu olması iyi bir şey, çünkü o kendini o karakterlerle özdeşleştiriyor. Queer As Folk yüksek seviyede bir yetişkin dizisi olmasına rağmen onun kapsamı belliydi. O LGBT topluluğuna hitaben, tamamen onlar hakkında yapılmış bir diziydi ve odağı hiç kaymadı.

      Glee "GENÇLER HAKKINDA HER ŞEY" kapsamlı bir dizi yapmaya çalışıyor, ama maalesef güçlü bir bakış açısı yok. Her şey "komedi" adı altında kaybolup gidiyor, verdiği mesajlar da eğer diziye yan yan bakan gözlerimi bir an olsun yargılamadan çevirebilirsem aldığım mesajlar oluyor, onlara da çoğunlukla inanmıyorum çünkü ben zaten onların katlarca çoğunu alabilecek bir şeye sahibim: İNTERNET. Bana sosyal eşitlik ve güvenlik mesajları verebilecek bu kadar çok kaynak varken sadece Glee'yi sırf mesajları yüzünden el üstünde tutmak saçma geliyor, bu yüzden de beğenmediğim yönlerini eleştirmeye devam edeceğim. Hiçbir zaman "IYY HER ŞEY GAY!" diyerek de eleştirmediğimi biliyorsunuz, en büyük savunuculardan biriyim, olumlu mesajların arkasındayım, olabildiğince iletiyorum ve bu mesajların iletilmesi gerekliliğini bile saçma buluyorum çünkü DOĞAL bir oluşumu sanki alışılması gereken bir şeymiş gibi lanse ediyoruz... Her neyse, oraya girersek bu cevap bitmez.

      "Agree to disagree" diyorum anoncan. Özürün ve uzun açıklaman için tekrar teşekkür ederim.

    14. awakencordy

      Tüm 405 serisini 3 şarkıyla anlatacak olsanız bunlar neler olurdu ve neyi temsil ederlerdi?

      Apocalyptica - Faraway feat Linda Sundlad ; Myra ve onun getirdiği değişimin simgesi.
      E.S. Posthumus - Ebla ; Tüm diğer evrenler ve onların yaşadığı sonlar.
      Chantal Kreviazuk - These Days ; Masa ve çevresindeki olaylar.

    15. awakencordy

      Genel olarak HP mi Hunger Games mi?

      Hunger Games diyeceğim taşa tutulacağım ama öyle.

      Genelden kastım yazım tarzı ve bir evren kurmak değil açıkçası, sağlam karakterlerle sağlam bir evren kurmak. Bu açıdan da Hunger Games'in daha sağlam olduğunu düşünüyorum.. Daha gerçekçi ve daha yetişkin.. HP konusunda karakterlerin dengesiz ve çok gelişmemiş olduklarını düşündüğümü hep söylemiştim, o yüzden fanfiction alanında bu kadar geniş zaten: insanlar kendileri geliştiriyorlar.

      Evren ayrıntıları açısından da yarıştıramazsınız, birisi apoca ve sihirsiz bir dünya iken diğeri tamamen at koşturulabilecek sihirli bir dünya.. Saçımın Teli Koptu Büyüsü ile bütün hikayenizi bir ayara sokabileceğiniz serbestisi sizi iyi bir yazar yapmaz, seriyi de daha iyi kılmaz (ki bunu Hallow faciasında da anladık zaten.) JKR'nin gerçek dünyada nasıl yazdığını o yeni kitabı eğer gerçek dünyada geçiyorsa oradan göreceğiz.

      Ben şahsi olarak da gelecekte geçen dünyaları ve yetişkin ayrıntıları sevdiğim için, zevkimden dolayı da puan alıyor. yazarın "bu bir kitap serisi" diyerek genel geçer kitap kurallarına uymaması da hoşuma giden bir şeydi, cesur yazarı severim ben. (katniss/peeta olayından bahsediyorum) HP çok uzun sürdü bir de, o var. başladığımda çocuktum, bittiğinde yetişkin, kimsenin bilmediği bir kitaptı ben başladığımda, bittiğinde dünya fenomeni oldu, o yüzden farklı kulvarlar.

    16. awakencordy

      Size soruldu mu bilmiyorum ama merak ettim, siz 5 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?

      Ben o tip planlar yapan biri değilim anon maalesef, yapmamayı öğrendim diyeyim.. O yüzden fiziki "görüşler" yerine temenniler kuruyorum ancak..

      5 yıl sonra nasıl olmak isterim.. Yaşım 5 sene sonra olmuş 32.. Çocuk ister miyim bilmiyorum ama evliysem de artık çocuk istiyor muyum onu düşünmek lazım.. Evlilik işleri tesadüf olduğu için onlara plan manasız, temenni de öyle, bana bakan bir şey değil çünkü..

      Kariyer olarak artık kendimi güvende hissettiğim ve "ben buradan emekli olurum" diyebileceğim ofisi bulmak veya artık o kadar iyi hissediyorsam o ofisi kurmak isterim.. Fazla parada gözüm yok, uygun para kazanıyor olmak isterim..

      Aile olarak ailem sağlıklı olsun, huzurlu olsun bana yeter.. 32 yaşımda artık kendi evimde olmak da isterim eğer evli falan değilsem.. 30'da çıkma planım var en geç, 32'de oralarda bir yerlerde olmalıyım.

      Hayırlısı tabii.

    17. Dilek

      En yakın arkadaşınızla çok iyi anlaşıyorsunuz. Uyumlusunuz, birbirinizi anlıyosunuz. Sürekli konuşuyosunuz. Onunla sevgili olur muydunuz? Eğer aranızda bir şeyler olursa? (toplu)

      Şu andaki "en yakın arkadaş" kavramımla ben sevgili olmayı bırak o birey ile çoktan bir yuva kurmuş, aile olmuş, sosyal toplum merdivenlerini teker teker tırmanmıştım sevgili anoncan.

      Ama @awakencordy'nin şu cevabında da belirttiği üzere (http://www.formspring.me/awakencordy/q/311510101984811861) "e ben en yakın arkadaşımla sevgili/eş oldum sonra ayrıldık, napacam ben şimdi kiminle arkadaş olacam?" şeklinde çöküntülere gitmek de işten değil. Ha en iyi arkadaşlar biraz zor ayrılır/boşanır, ama olursa da hem sevgiliyi hem arkadaşı kaybediyorsun, rezilliğin önde gideni.

      Yalnız ortada şöyle bir gerçek de var ki birbirine ilgi duyabilecek durumda olan insanların (karşı cins ile sınırlandırmayı reddediyorum) olaya arkadaşlıkla başlaması zor. O dönemeci atlatıp friendzone'a girilince de bu sefer ilk zamanlardaki tutkuyu yakalamak güç... İKİ UCU BİLMEMNELİ DEĞNEK ANLAYACAĞIN.

      Bu soruyu bana 5 sene önce sorsan bu kadar açıklama yapmadan evet derdim, demek ki yaşlanmışım.

    18. awakencordy

      En yakın arkadaşınızla çok iyi anlaşıyorsunuz. Uyumlusunuz, birbirinizi anlıyosunuz. Sürekli konuşuyosunuz. Onunla sevgili olur muydunuz? Eğer aranızda bir şeyler olursa? (toplu)

      Pipisi olsa çoktaaaan! HER ŞEY BİR PİPİ. Sorunun öbür boyutu olarak aramızda bir şeyler olacak olsa çoktan olurdu, merak etme sen anon. Bir böyle şipe müsait bir arkadaşlık yaşıyoruz böylesi güzel.

      Şaka bir yana, ben dilekin erkek olmamasından memnunum. Zira hakikaten bir şeyler olurdu herhalde ve ben bir yerde en iyi arkadaşımı kaybederdim. Ben aşkların "en iyi arkadaşım aşkım olsun" tarafından değilim çünkü aşklar çoğu zaman bitiyor, (sevgi kalır eyvallah ama) aşkınızın suratına bakıp "benim en iyi arkadaşım nerede" üzüntüsünü yaşamak istemem.. Bir problem olduğunda gideceğiniz en iyi arkadaşınız olması ayrı, sevgilinizin kocanızın o arkadaş olması ve problem olduğunda bir yere gidememek ayrı.. Ona bir şey olduğunda ya da ayrılma olduğunda aptala dönen çok insan gördüm..

      En yakın arkadaşa aşık olmak çok tehlikeli bir şey.. Bir kere yaptım, bir daha da yapmak istemem, sıramı savdım. Sevdiceğim arkadaşım olsun ama en iyi arkadaşım hep Dilek olsun.

    19. awakencordy
      awakencordy responded to lperdita 3 Apr

      thelake ile arkadaşlığınız james/julian gibi, glenien de jensen, daha önce söyleyen olmuş muydu? :) konuşmalarınızdan öyle bir izlenim ediniyorum nedense.

      Opal ve Loret gibi olmak isterim açıkçası, biz öyle görüyorduk şahsen :D Glenien de Dalton :D

      Ama James/Julian ve Jensen da taş ve uygun, itirazım yok, erkek versiyonu zaten :D

      Dalton: BEN NEYİM PARDON!?

    20. awakencordy

      her zaman yanımda diyebileceğiniz, istediğinizde ulaşabileceğiniz ve her şeyinizi anlatabileceğiniz arkadaşlarınız var mı? Bu arkadaşlık yavaş yavaş mı gelişti yoksa birden mi? (toplu)

      Var. 12-13 yaşındayken BEN DE FRIENDS GİBİ BEN DE DAWSONS CREEK GİBİ ARKADAŞLAR İSTİYORUM diye dua ederdim, çok daha iyisine sahip oldum çok şükür <3

      En yakın 2 arkadaşımdan birisi yavaş yavaş gelişti, aha böyle olmamız 2-3 seneyi buldu, öbürüyle ise bir anda arkadaş olduk, uyumla alakalıydı, ama "işte bu" seviyesine ulaşması onun süreyle değil de yaşanmışlıklarla oldu..

      Ego okşama satırı: @glenien + @blabucu

      Diğer tüm arkadaşım dediğim arkadaşlarım da aynı aslında, arkadaşlık konusunda inanılmaz seçiciyim, herkesle iletişimde olurum ama arkadaşım azdır.

Profile Shuffle Grab Widget
friends
smiles
3 this week
915 all-time

Dilek’s Bio

Yazar @ luplex.com

triflingstuff.livejournal.com
twitter.com/luplex
thelake.livejournal.com
thelake.tumblr.com
trbigbang.merkez-masa.com
facebook - http://tinyurl.com/69r98bo

Who made Dilek smile

  • awakencordy
  • Glenien
  • Cansu
  • Yasemin
  • Lynn
  • Levent
  • Ece
  • Ebru
  • nevereasy
See all »

Who Dilek responded to

  • awakencordy
  • Formspring
  • Glenien
  • Yasemin
  • Ankal Marwola
  • elaniedawn
  • Levent
  • Ece Çolpan | Mercedes
  • blackbird
See all »

Who Dilek is following

  • awakencordy
  • Cansu
  • gökçe
  • Buşra
  • Levent
  • Nazli T.
  • ametys
  • Glenien
  • Yasemin
See all »

Who is following Dilek

  • çağla
  • Eylül
  • tuğçe
  • iamfromeverywhere
  • DianaRia
  • Didem
  • betül karaosmanoğlu
  • erhanBLC
  • katilgotich
See all »