-
-
Senin Dunkin' Donuts'da ben de donut yedim geçenlerde. Yolum çok Bakırköy'e düşmez ama düşmüştü, o sırada aklıma geldi, gidip yiyeyim bakayım dedim.
-
Yılmaz Morgül bir keresinde "HEM POETİK HEM RETORİK METAFORLARIN ANALOJİSİYİM*******" yazmıştı. Böyle, büyük harflerle.
-
Kız arkadaşın var mı derken? Gerçi sorudaki anlam veremediğim tek şey kız arkadaş meselesi değil, kız yazıp parantez içinde bayan diye belirtmene de pek anlam veremedim.
-
İdare ederim her zamanki gibi. Seni sormalı.
-
Şu m'li ikilemeleri m harfi ile başlayan kelimelere uygulamaya başladığım gün, anlamsızlığın ne demek olduğunu öğrendim askfjsdfkl.
Saç şeysi için teşekkürler. -
Aslında fotoğrafta göründüğü kadar kabarık değil, niye o kadar çıkmış öyle bilmiyorum. Gene de kabarık tabii, kıvırcık olmasından dolayı. Sorun oldu elbette, hatta sorun olmadığı gün azdır hehe. Taraması falan sıkıntı. Kuruması sıkıntı. Sorun kabarıklığı ya da kıvırcıklığı değil, yani görünümünden dolayı bir sorun yaşamadım da, işte tarama kurutma vesaire kısımları zahmetli. Bu arada, 6 yaşına kadar hiç kesilmemişti benim saçım. Bu saçın belimin de altına kadar uzun olduğunu düşün, öyleydi eheh. Özellikle o dönemde tarama konusunda evde baya baya savaş çıkıyordu. Acıyordu çünkü haliyle, o kadar uzun olunca. Sonra bir gün babaannem kesmişti saçımı, o da yamuk kesmiş. Annem eve geldiğinde dumur olmuştu ahaha. Saçımın kesilmiş olduğuna mı üzülsün yoksa yamukluğuna mı karar veremedi kadın. Sonra kuaföre götürdü, düzeltsinler diye. O gün kuaföre giderken (oturduğumuz sokak böyle caddemsi bir şeydi, araba geçerdi çok) bir ara annemin elini bıraktım, power rangers! diye bağırıp yola atladım. Atlayınca düştüm, baya boylu boyunca uzandım yere. O sırada da karşıdan büyükçe bir araba geliyordu. Annemin fırlayışı ve beni yerden kaldırışı, kenara çekişi görülmeye değerdi askldjskfl. Neyse bu anımı da araya sıkıştırdığıma göre rahat bir nefes alabilirim.
-
Bahaneye ne gerek var yahu, gider tanışırım çok istersem. Bu sadece erkek için geçerli değil, tanışmak istediğim herhangi bir insanla tanışmama ne engel olabilir ki?
-
Ehaheha, ben soruyu toplu soru sandım ama only for you şeysinde görünüyor, ilginç. Öyle bir düşüncem olmadı açıkçası.
-
Gün dedin de, az önce Mark Knopfler'la aynı gün doğduğumu öğrendim ve nedense sevindim. Halbuki niye sevineyim. Ama arada oluyor öyle anlık tatminler işte. İyi oldu bu.
-
Vay be, insanların okulları falan bitmiş, memleketlerine dönüyorlar. Benimse daha derslerim, sınavlarım, olarım, bularım, şularım. Ne hoş.
Beklerim kartpostalları. Şimdilik annemin babamın kartpostalları ile idare ediyorum. -
Atılıyor. Ben seviyorum o olayı çok. Mektup arkadaşı arıyordum hatta kendime geçenlerde. Güzel bir şey o.
Kart olayının şöyle de bir versiyonu var bende. İzmir'de akrabalarım var benim. Kendi çektiğim fotoğrafların arasından birkaç tane seçip, kartpostal boyutlarında ve öyle bir kağıda bastırıp, arkasına bir iki bir şey yazıp göndereceğim mesela. Keşke bana da farklı farklı insanlar, farklı farklı yerlerden kart atsalar. Hoş olurdu.
Kısacası, olur da gidersem bi' yerlere, elbette atarım kart. -
İnan benim de alanım dışında bir şey mimarlık, hala neden okuduğumu bilmiyorum. Yardım teklifi için de teşekkürler ama uzmanlık alanında olsaydı da kabul etmezdim, öyleyim ben. Konu ne olursa olsun kendi işimi kendim yapmazsam içime sinmiyor. Soğuk insanı mısın sorusuna gelince, kesinlikle öyleyim. Sıcak havayı özlemem lazım sevebilmek için. Lisedeyken Fince öğrenmeye çalışıyordum, öyle koymuştum kafama, gideceğim bir gün diye. Bi' de son yıllarda İsveç aklımı çeldiği için Finlandiya'nın pabucunu dama attım. Daha var ama galiba, bakalım, hehe.
-
Hiç. Zaten yaz mevsimini çok sevmeyen ve yıllardır, ömrünün geri kalanını kuzeyde geçirmeyi düşünen fakat bunu ne zaman gerçekleştirebileceğini bilmeyen biri olarak (isveç, ama olmadı finlandiya da olur eheh) haydi yaz gelsin de kendimizi kumlara, güneşe vuralım bir an önce gibi şeylerim olmuyor benim. Yazın gelmesinin tek sevindirici yanı denizde yüzebilmek benim için, onun dışında keşke soğuk olsa da mont giyip dolaşsam diye dolanır dururum. Hem yaz okulum var benim, o sebeple de yaz geliyor diye zil takamıyorum gene.
-
Eh, aynı. Pek bir şey yapmıyorum. En azından, daha önce yaptıklarımdan farklı bir şey yapmıyorum. Hehe, gerçi düşündüm de, daha önce yaptıklarımı da çok yapmıyormuşum.
-
Alican olsa "Yaaa, ben bir grubun tüm albümleri olmadan o grubu dinlemem!" derdi ama Alican burada olmadığı için bir şey diyemiyoruz. Gerçi sen "do you" demişsin.
-
Eheh, ilk ben düşünmüştüm nasıl diyeyim yahu? Ne bileyim ilk kim düşündü. Belki ilk bulan kişi düşünmüştür ama hayata geçirmesi uzun sürmüştür. Meheh.
-
Bana da öyle oluyor, uzun süreden sonra bir giriyorum, bakıyorum ki tek aktif insan benim. Eheha.
-
Aa, ilginç bir şey olmuş. Sanırım bir şeyler yazıp yolladın ama bana hiçbir şey olarak gelmiş. Nasıl oldu bu bilmiyorum ama gönderdiğin şey görünmüyor.
-
Yağmur’s Bio
so drink to forget
and drown all your sorrow
bury your dreams
and choose catharsis...




