-
-
Saadet Partisi 17 temmuz da kongre yapacakmış. bu hareketin geleceğini nasıl görüorsunuz. Milli görüş, büyük doğu ve yüce diriliş gibi bu seçimle birlikte tarihteki yerini aldı diyebilir miyiz?
SP'nin sosyolojisini kaybettiğini hem yazdım, hem de yetkililerine söyledim. Dolayısıyla kendisine yeniden sosyoloji inşa etmek zorunda. Kongre eğer bu sorunu tespit etmiş bir arayışın önünü açacaksa katkı yapabilir. Değilse 60-70'lerin Milli Görüş suretiyle yola devam etmek güç gözüküyor. Bunda diretirlerse Büyük Doğu ve Diriliş gibi fikri-siyasi tarihimizin içinde yerini alacaktır.
-
hocam http://t.co/gwHgN5a bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?mavimarmaraya akparti milletvekilleri sizce katılacaklarmıydı,onlar için mi geminin gidişi iptal edildi? yoksa mvekilleride gitmeyecek mi "OTORİTE" herşeyden daha mı üstün geldi.
IHH'nın başındaki zât, şu kadar bin kişilik başvuruyu göğsünü kabartarak açıklarken ve Gazze'ye gidileceğini coşkuyla anlatırken aniden geminin yolculuğa hazır olmadığını söyleyiverdi. Teknik sebepler yalanına herkesin inandığını sanıyor olamaz muhtemelen. Bu yalanı söylediği muhataplarının zekasına hakaret edebileceğini sanmıyorum. Mavi Marmara'nın saldırıya uğraması değil, ama saldırı anından başlayarak iktidarın 13 saat boyunca sesini çıkarmaması, sesini çıkardığında da hükümet adına konuşan Arınç'ın titrek bir sesle ve akıl almaz bir üslupla alttan alması; bununla yetinilmeyip Mavi Marmara'da saldırıya uğramış, saatlerce denizin ortasında alıkonmuş, esir alınmış, sorgulanmış, aşağılanmış, eziyete uğramış Mavi Marmara katılımcılarının saatler, günler boyunca esir tutuldukları halde iktidarın İsrail'e sesini bile yükseltmemesine rağmen Türkiye'ye döndüklerinde hükümeti yere göğe sığdıramamaları bu olayı ağır bir hezimete döndürdü. Oysa iktidarın doğru adım atabilmesi ve İsrail'e sesini yükseltebilmesi için bütün bu yaşananları sert bir dille eleştirmeli ve hükümeti tepki vermeye zorlamalıydılar. Mavi Marmara'nın Gazze yolunun açık olduğunu kanıtlamak için ikinci kere yola çıkması bu bakımdan çok anlamlıydı. Hükümetin talimatıyla IHH bu kararından vazgeçti. Bu geri adım, İsrail'in saldırısını bir kez daha zafere dönüştürdü. Mavi Marmara hüsranının anıları da bu tutumla ağır darbe aldı. Bundan sonra Mavi Marmara şehitleri IHH yetkililerinin dilinde istismar aracı olmaktan başka anlam taşımayacaktır. Bu gelişmenin Suriye'nin USrail tarafından işgal edilmeye hazırlanıldığı koşullarda yaşanması ise karanlık, şaibeli ve şüpheli yeni bir sürecin başladığının kanıtıdır. Bu gelişmelerin potasına, İran-Suriye-Hizbullah-Hamas mihverine husumetiyle maruf Gülenciliğin kemalist/laik çevrelerle barışma girişimlerini ilave etmek gerekir. Eğer Suriye-İran-Hamas-Hizbullah stratejik ittifakına topyekün bir saldırı olacaksa muhtemelen kemalist/laik kesimden destek almayı umuyorlardır. Zorlu bir dönem başlıyor dostlar. Ali Şeriati'nin söylediği gibi (Dünyagörüşü ve İdeoloji), Hendek ortadan kalkmış durumda, Medine'nin neresi olduğu belli değil, kim Medine'de kim dışarıda anlaşılmıyor, Medine'yi karşıtlarından ayıran Hendek kayboldu. Bir kardeşimizin çok yerinde ifadesiyle NATO Libya'yı bombalıyor çocuklar ölüyorken burada "mücahit"ler (ama gerçekte 69'da 6. filoyu denize dökmeye çalışan sosyalistlere saldıran muhafazakar sağ güçlerin reenkarnasyonu) muhafazakar sağ güçler gazetedeki köşelerinde tekbir getiriyorlar!
-
herşeyi amerikalılar mı planlıyor?.. "bu işin arkasında da yahudiler" mi var?..
Amerikalilar tabii ki herseyi planliyordur. Ben de olsam planlardim, ben de olsam gucum nispetinde hadiselere mudahil olmak isterdim. Ama planlamak baska sey, realizasyon baska seydir. Dunya uzerinde her realize olan, gerceklesen hadise ve degisim Amerikan plani degildir elbet. Boyle oldugunu iddia etmek, bir acidan Amerika'yi tanri yerine koymak demektir. Amerika karsisinda ulkeleri; tarihsel ve ekonomik surecleri itibariyle dogrudan mudahil oldugu, dolayli yoldan mudahil oldugu/olmaya calistigi, mudahil olamadigi seklinde uce ayirabiliriz. Amerika'nin gucu hadiseleri planlamaktan cok, gerceklesenlerden menfaatine uygun dusecek yeni yollar/stratejiler olusturabilmesidir.
-
"bu ülkede yaşamak çok kötü" demene neden olan küçük şeyler var mı?.. (mümkünse küçük şeyler olsun, siyaset, ekonomi vb. olmasa iyi olur )
Olmaz mi? Bu sorunun cevabi emniyet seridinden giden, sira bekleyenlere saygisizlik yapan; hulasa kendisine yapilmasini istemedigi haksizliklari baskasina rahatlikla yapabilen tum "sark kurnazlari" icin gelsin...
-
Kurtulmuş'un, Saadet'ten ayrılış sürecini yaşanmamış varsayıp, şu an barajı zorlayan bir parti başkanı (Saadet) olacağını kabul etseydik, Akp çevrelerinden "oyları bölmeyin" tepkisi alacağı aşikar idi. Böylesi bir durumda sizin görüşünüz ne olurdu?
O durum üzerine epey yazdım. Kurtulmuş, apar topar bir yaz kongresiyle kriz çıkmasına neden olmasa idi ve SP'de devam etseydi muhtemelen SP bu seçimde barajı aşabilirdi. AK Partililerin bu koşullarda Kurtulmuş'u oyları bölmekle suçlaması normaldi. Zaten o yüzden öyle diyorlardı. Ama yarattığı kopuşla SP'yi aşağı çekmiş, kendi partisini de asgari seviyede tutan ve açıkça AK Parti iktidarının doğal ömrünü tamamlamasını beklediğini söyleyen bir siyasetçiye AK Partililerin tek sözü teşekkür oluyor.
-
Saadet Partisi'nin geleceği ile alakalı ne düşünüyorsunuz? Parti içi ya da dışı ne gibi gelişmeler SP'yi meclise hatta iktidara taşıyabilir?
SP'nin radikal bir yenilenmeye ihtiyaç duyduğu anlaşılıyor. Politik dili, üslubu ve söylemi itibariyle iktidara aday bir partinin gereklerine göre yeni siyasi dilini yapılandırmalı. Partinin kollektif aklında entelektüel desteğin önemi yükselmeli.
-
Yeni Asyacılar Demirelci çünkü; Said Nursi'nin işaret ettiği Ahrarlar silsilesinin devamında o var. Nursi'ye göre müslümanlığı kullanarak siyaset olmaz, bunu yapanlar amaçlarına ulaşsa bile mesuldürler. Erbakan bundan sevilmiyor. Yani zarar verdi deniyor
Müslümanlığı kullanarak siyaset yapmak ile Müslüman kimliğiyle siyaset yapmak arasında mahiyet farkı var. Birincisi tam da Demirel'in yaptığıydı. Erbakan ise Müslüman kimliğiyle siyaset yapmanın örneğiydi. Bu özelliğiyle aslında Osmanlının son dönemindeki İslamcılarla bağ kurdu. Bu bağ içinde Said Nursi de var. Demirelci Nurcuların Erbakan'ı sevmemesi, Erbakan'ın İslam'ı referans alan yenilikçiliği nedeniyledir.
-
"fazlurrahman'dan çok etkilenmiş ihsan eliaçık anlaşılan. ama saçma sapan islam'a saldırıyor falan da denmesin. ne alakası var, 5. karı mı olsun demiş." sorusuna verdiğiniz cevaba baktım da, kardeşim siz bu şahsın çayını içerken bilmiyor muydunuz bunu?
Verdiğim cevapta çayını içmenin teşekkürüne mugayir ne var? Ayrıca çay içilince bütün görüşlerini onaylamak zorunda mıyız? Çokeşlilik mevzuunda, zenginleşmiş muhafazakarların birden fazla kadınla cinsel ilişki için İslam tarihindeki bir örneği meşrulaştırma vesilesi yapmalarına itiraz etmenin haklılığının yanısıra, aydınlanma ideolojisinin zina, flört, çok kadınla cinsel ilişki ve başka cinsel durumlara ilişkin hiçbir itirazı olmamasına rağmen çokeşliliğini hukuki çerçeveye almak isteyenlere hücum etmesine de dikkat çekilmesi gerektiğini söyledik. Muhafazakarlara itiraz ile aydınlanma ideolojisinin her türlü toplumsal model gibi evlilik modeli de dayatmasına itirazın eşzamanlı dile getirilmesi gerekir. Bir çayın hatırına bu ikazdan vazgeçemeyiz herhalde.
-
Bence 'Kekeç olayı' hayırlara vesile olmuştur. böylece sizinle 'yarenlik etmiş' birinin aslında hakkınızda neler düşündüğünü öğrenmiş bulundunuz... Aslında Anadolu kültüründe karşılıklı sevgi ve saygı 'içselleştirilmediği için' böyle ikiyüzlülükler normal
Yarenlik etmedik, hiçbir zaman yakın dost olmadık. Onunla ne dostluk ne de düşmanlık bakımından hiçbir hukukum yok. Hasbelkader 80 başlarında bir süreliğine aynı dergide yayın kurulu üyesi olduk. O haldeyken bile dost değildik. Böyle olmasına rağmen ona yapılmış bir hakarete sert tepki verdim. O da kendi tıyniyetinin gereğini yaptı. Hem halt etti, hem de o haltından mapçup olup yerin dibine geçeceğine "sen de özür dile" gibi aklı başında bir insanın anlamakta güçlük çekeceği laf sarfetti. Köşesinin tamamını bana hakarete tahsis ettiği halde özürünü bir cümleyle, o da pazarlık yaparak yazdı. İktidara ilişik muhafazakar gazeteci takımına kıymet vermem. Onlarla mahiyet farkımız var. Biz düşünce sahasının insanıyız, dava insanıyız, onlar mevsimlik. İnsanlık birikimine hiçbir katkıları olmaz onların. Günlerini gün eder, vur patlasın çal oynasın ömür tüketirler. Bizse bir anı bile boş yere geçirmemeye gayret sarfederiz. Karnımızı ancak doyurur, ama insaniyet ve maneviyat vazifemizi hakkıyla yerine getirmek için uğraşır didiniriz. Biz o nedenle hak hukuk mevzuunda kuyumcu hassasiyetiyle davranırız. Hatamız olduğunda pazarlıkla helallik dilemez, melameti meşrebimizi son raddesine vardırırız. Rasulullah'ın takipçisiyiz, hak sahibinin hakkını alması için anında açarız sırtımızı. Böyledir. Böyle olmalıyız. Kendimize de, bizi okuyan gençlere de, yaşıtlarımıza da, büyüklerimizi de hatırlatacağımız hakikat budur. Bize bunu hatırlatana minnettar kalır, onu baştacı ederiz. Eleştirel akıl mezhebimiz, melametilik meşrebimizdir.
-
İslam da kadınlara tek eşliliği dayatıyor; islam yapınca fıtrata uygun, kemalist yapınca dayatma. Cinsel uzvunun rızasını Allah rızasından çok gözetenlerin bu tavırları şaşırtmıyor.
İslam dayatmıyor, öneriyor. Zaten biz de meselenin bu zeminde ele alınmasının özgürlükçülük olacağını söyledik. İslam, tekeşliliği özendiriyor. Mer'i hukuk da tekeşliliği özendirmeli ama devlet güvencesi ve denetimi altında olmak kaydıyla çokeşliliğe de yasak getirmemeli. Devlet banka batıranlara, sigortacılara, başka birçok alana güvence veriyor da vatandaşının özel hayatıyla ilgili bir konuda neden güvence sistemi kurmasın?
-
kadınlar neden cuma ve bayram namazlarını kılmıyorlar?..
Erkeklere kıldırdık da sanki kadınlar kaldı diye cevap vermek isterdim bu soruya, verdim de nitekim. Açıklamasını da yapayım; ben bu ataerkillik, cinsiyetçilik tartışmalarının abartılmış halinden -gerekli ve haklı bir boyutu bulunmakla da birlikte- sıkılmış durumdayım artık. Bununla kastettiğim ise; evet kadınlar günümüzde cuma namazına gidemiyor, bunun gelenekten ve kültürden gelen bir boyutu var, yani isteseler de uygun şartlar sağlanmış değil, ama böyle bir sorunun derdine düşen pek çok kişi için mükellef olunan şeylerin yapılıp yapılmamasının önemi olmuyor çoğu zaman. Neyse bu işin bir diğer boyuta dikkat çekme kısmıydı.
Asıl meseleye gelince muhtemelen senin de sebepleriyle birlikte bildiğin üzere kadınlara cuma ve bayram namazı farz değildir. Bu konudaki hadisler, tevatüren gelen ümmet uygulaması ve ulemanın ictihadı farz olmadığına delil olarak kullanılır. Bugün cuma ayetinin umum ifade ettiğini söyleyerek aksini iddia edenler var diye biliyorum, bu ve benzeri yaklaşımları çok net bir biçimde oryantalist zihniyetin müslümanlar üzerindeki yansımaları diye değerlendiriyorum kendi adıma. Zira bu yalnızca bir fetva meselesi değil hadise ve geleneğe yaklaşımla ilgili ontolojik bir problemdir. Yalnız bu söylediklerim asla farz değildir, engellenmelidir anlamına gelmiyor. Efendimiz (s.a.v.) zamanında kadınların hem 5 vakit namazda hem de cuma namazında cemaate katıldıklarını biliyoruz. Nitekim benim de imkanlar dahilinde cuma namazlarını kılmışlığım ve fırsat buldukça imkanların sağlanamamasıyla ilgili eleştirilerimi sunmuşluğum vardır. Sonuç olarak; imkan sağlansa ve isteyen kadınların da cemaate katılması mümkün olsa gerçekten güzel olurdu ki ben hayatımda cuma namazı kadar harika bir şey çok az gördüm.. -
bir toplumda demokrasi, adalet ve güven duygusunun yerleşmesi nelere bağlıdır?..
Bir soruda "demokrasi" kelimesi geciyorsa, kasit muglak kaldigi icin cevap vermek zorlasiyor maalesef. Kastiniz klasik "liberal demokrasi" ise, liberal demokrasi ile "adalet ve guven" kelimeleri yanyana iyi durmuyor bana gore. Ancak, demokrasi derken genel anlamiyla "bireysel inisiyatif/ozgurlugu" kastediyorsaniz cevap verelim:
Bence bir toplumda "birey haklari, adalet ve guven duygusu"nun az buz degil, dort dortluk yerlesebilmesi icin, gercek Kuran ahlakina ihtiyac var. Muslumanlarin bugunku durumuna bakarak İslam demiyorum, cunku bu uc ogenin zirve yaptigi tek donem, Kuran'in indigi donemdir. Dolayisiyle sorunuzun cevabi Kuran'da sakli.. -
Hadislere nasıl bakmalıyız hadisleri tümden red tümden kabul mu etmeliyiz orta yolu nasıl bulacağız
hadisleri tümden reddedemeyiz. ancak hangisi sahih hangisi mevzudur, işte bunu ayırdedebilmenin yolu peygamber efendimizin ahlakına vakıf olmak ve yaşantısını iyi anlamaktan geçiyor. bir süre sonra hadis olarak nakledilenlerin bazılarının o ahlak ve yaşantıyla uyuşmadığını çözebilmek mümkün olabiliyor. bugün bize nakledin hadislerin bir kısmı tekrar, bir kısmı ise mevzudur. bu arada neden hz ömer ve hz ebu bekir'den rivayet edilen hadisler neredeyse yok denecek kadar azdır sorusunu da iyi düşünmek icap edebilir..
-
Yaşınız da o kadar az değilmiş hani.50. Nerden baksanız ortalama 10-20 sene sonra ölüyor bir insan oğlu bu yaştan sonra, belki 25-35. Kendinizi şuan itikadi ve amel olarak ölüme hazır hissediyor musunuz?(eminlik durumundan bahsetmiyorum, yanlış anlamayın
Emin olmak müminin şiarından değildir. Bize söylenen havf (korku) ve reca (ümit) arasında olmaktır. Kalp krizi geçirdiğimde anjiyo masasında kalbim durmuş ve şokla geri döndürülmüştüm. Ameliyattan sonra kendime geldiğimde bu olay üzerine çok düşündüm. Masada kalabilir ve uyanamayabilirdim. Dünyanın faniliğine dokunmuş biri olarak yaşadığım bu tecrübenin öğretici olduğunu söyleyebilirim. Galiba eskiden ölümü bu kadar inandırıcı bulmuyordum.
-
Sizce Türkiye'de son yüzzyılın en iyi lideri kim? a) M.K Ataturk b) A. Türkeş c) N. Erbakan d) R. T. Erdoğan e) M. Yazıcıoğlu f) S. Demirel g) B. Ecevit :p h) K. Kılıçdaroğlu
Rahmetli Erbakan Hocam
-
Müslümanlar neden geri kaldı
"Geri kalma"ya verdiğiniz manaya göre değişir. Felsefe, irfan, İslami ilimler konusunda geri kalmadan sözediyorsanız bu bilgi türünün kıymetine dair tasavvurlarını kaybettiler. Batılı bilgi gözlerinde fazla büyüdü. Yok eğer teknolojik geri kalmadan bahsediyorsak teknolojiyi üretecek bilginin gerektirdiği değişim-dönüşüm, hatta başkalaşmayı dikkatlice değerlendirmemiz gerekir. Savaş teknolojisinde geri kalmamız mesela, kötü mü acaba? Bizim de atom bombamız olsaydı ve onu birkaç kez kullansaydık hepsinden güçlü mü olacaktık? Müslümanların geri kalması klişesini iyice bir elden geçirmek gerekiyor.
-


Loading...





