-
-
Ayrıntılı bir betimleme verilmemişse ama üstünkörü bir kaç şey yakalamışsam ona en uygun görüntüyü yaratmaya çalışırım. HİÇ özellik yoksa, diyelim sadece adı belliyse o ad aklıma silik de olsa nasıl bir tip getiriyorsa öyle kalır. Amerikansa Amerikan- siyahiyse ama ayırt edici bir şekilde konuşmuyorsa iş betime kalıyor, Hintse Hint vs.
Irka kadar betimlemeden çıkarılacak çok şey var, verilenlerden kendim oluşturmadan okuduğum kitap sanki iki taraflı da öznellikten çıkıyor, ırkı da özellikle verilmediği takdirde düşünmem zaten. -
Çok teşekkürleer! :)
-
Kendi tasarımladığım bana ne kadar çılgın görünür ilk bir yaşamak gerek de, sana göre ona göre çılgın olur herhalde, yaparım.
-
The Vampire Armand - Anne Rice
-
Sık sık okumaya çalışıyorum, ve tabii ki de severek :)
-
Kim anon olup da sordu yarabbi hiç mi aklıma gelmez, nasıl garip ve kimliği belirsiz bir sorudur bu!
Öncelikle, ortada benim beynimi yoran aşırı değişkenliğim var, onda da sabit bir duruş. Her ne kadar dışa vurulan aksini söylese de- ki burası en sevdiğim bölüm oluyor.
O dışa vurulan farklı kişilik, davranış bana her gün değişik bir yön gösterebilir, aykırı gelebilr ama onun kaynağı, ardındaki düşünceler benim düşüncelerim; ortak düşüncelerimiz.
Bilmediğim yerden bana aynı cümleleri geri söyleyen bir iletişim var aramızda, ve hep orada. Kendi sesini duymama veya yazdıklarını görmeme gerek kalmadan ben hepsini biliyor oluyorum.
Hayata bakış açısı.
Ama en çok o yer etmiş 'bilme' 'tanıma' bütünlüğü sanırım, her şey nerede kaldıysa aksamadan devam ediyor, ve bu yüzden sonsuz.
Bende olmayan iyimserliği.
Değer verilmeyi hakeden her şeye verdiği 'özel' değer.
Yine bende olmayan sakinliği, sabrı, azmi. Düşünmekle kalmayıp, hisleri daha bölemeden hayata geçirmiş olduğu mantığı.
Sadıklığı. Sevgimiz.
Benim kulağıma geleni onun da duyması, gördüğümü çoktan işaret etmesi.
Gösterilmesi bile gereksiz kalan duygular.
Saygı.
Paket halinde seviyorum tamam mı, bunu söylemek için o kadar yazmam gerekmiyo'du belki ama olsun! -
E ama nasıl cevaplanır ideal kısa-öz çerçevesinde bu soru!
Geyiği kesersem...En sevmediğim özelliğimi sorsan kolay olurdu.
Dürüstlük. Belki önüme getirilenin arkalarını görmem...Kendimi tanımamın en büyük erdem olduğuna inanmam...Doldur doldurabilirsen. -
Leonardo Di Caprio.
-
Bir "Me too #m" çıktı da ağzımdan, anonsun emin değilim diye devamını getirmeyeyim! :D
-
Belki biraz klasik olacak ama hayatı hayat yapan o, gelmesinden korkmuyorum ki amacım zaten ölümden korkmamak için yaşamak. Heyecan yok! :D
-
*gerçekten de sevinç çığlığı* YAŞASIN!!! Gerçekten çok sevindim, diyebileceğim (övebileceğim) çok şey var ama, hayırlı olsun! :)
-
my iPod and my phone.
-
Bulundu ama zaten sıkı fıkı arkadaş durumu yoktu, ben reddedince üstelemediler, zamanla da unutuldu.
-
Hissetmediyseniz lafların boş geleceği bir şey, o hislere de istersen istediğin tanımı, sıfatı koy, doğru geliyorsa aşk odur. Ne diyebilirsiniz ki, bir kere soru gereksiz.
Defalarca cevaplayabilirsiniz, üzerine neler söylenmedi ki zaten? Hissedilmesi gereken hissedilsin, nasılsa görünce tanırsınız. -
DRAWING! Reading, a lot.
-
Ahaha, o kadar ki arkadaşlarım ondan başka bana uygun bir şey düşünemiyorlar! ÇOK ŞIK!
-

