-
-
Ben değil, stajyerlerden direktörlere bütün departman. Artı birkaç bin kişi daha. Nedeni malum.
-
Pozisyona göre değişir. Cross training genel olarak iyi fikir bence.
-
Facebook da bir nevi vc. Değerli şirket alınca kendi değeri ve hisseleri yükseliyor vs.
-
Artıları eksileri var, duruma göre tercih edilebilir. Sıkıcılık çok sorun değil de, önüne çıkan tecrübe ve güzellikleri paylaşacak birinin olmaması kötü bana sorarsan.
-
Bu bir adamın çıkıp iki günde halledebileceği bir sorun değil. Çöpleri ayrı toplayıp üç beş tane de palamut ağacı dikmekle çevre felaketinin önüne geçmek mümkün değil. Şu an dünyadaki ekonomik düzenler sürekli büyümeye bağımlı. Her şeyden önce buna son vermek gerekecek. Üretim, ulaşım, savaş, enerji, tarım, beslenme, finans, şehircilik... Hayatımıza dair akla gelen her kavramın, dünya ve çevreyle her türlü ilişkimizin baştan yapılandırılması gerekiyor. Bunun için de görülmemiş düzeyde bir işbirliği ve kararlılık lazım. Geçen gün yazdıklarımı da düşünürsen bu epey zor görünüyor.
-
Satmasına gerek yok ki. Aldığında o değeri kendi değerine katmış oluyor.
-
Öyle bir şey kastetmedim. Diyorum ki arkadaşın sorunu büyük ihtimalle yaşadığı ülkeyle değil kendisiyle alakalı. Kültür ve yalnız/genç insan nüfusunun fazlalığı da önemli tabi, ama genelde asıl faktör bu değil. Bugüne dek defalarca gözlediğim şu ki; Türkiye'de karşı cinsle anlaşamayanlar yurt dışına çıktıklarında da büyük çoğunlukla anlaşamıyor. Slav ülkeleri böyle büyük umutlarla gelip hüsrana uğramış göçmen vatandaşlarımızla dolu.
-
Tren hariç konaklama dahil günlük 50-60 euro yeter. Couchsurfing'i de tavsiye ederim.
Sen yine de altın kuralı unutma: Planladığının yarısı kadar kıyafet, iki katı kadar para alacaksın. -
E nasıl gezmek istediğine bağlı. İcabında tamamen beleşe de getirebilirsin.
-
İnsan hayatta kalabilmek için bazı şeyleri inkar etmeye mecbur, yoksa öleceğimizi bilerek yaşamaktan kafayı yerdik. Çok rahatsız edici gerçekleri de aynı ustalıkla bastırıyoruz.
Bir de tabi çevre mücadelesi bizleri değil sonraki nesilleri kurtarmak için verilen bir mücadele. Dünyadaki bütün ağaçları da kessek, okyanusları aside de boğsak, petrolü de tüketsek, buzulları da eritsek, ozon tabakasını da bitirsek bunun etkilerini hissetmeye başlayana kadar şu anki nesil olarak ölmüş olacağız. Yeteri kadar vicdan ve empati sahibi olmayanlar kendinden başka bir yerde veya zamanda yaşayan/yaşayacak kişileri umursamıyor. Bu kadar kıtlığın ve savaşın başka türlü olması mümkün mü?
Bir de şöyle bir şey var: http://en.wikipedia.org/wiki/Death_drive -
Buradaki resmi tatil mayısın ilk pazartesi günü olduğu için bugün çalışıyoruz. Dolayısıyla ben de bugünü tatlı su solcusu olarak geçirmeye karar verdim. Spotify'dan grup yorum dinliyorum, kırmızı giydim, bir de occupy'cıların 1 mayıs eylemi nasıl gidiyor acaba diye merak ediyorum. Belki ilerleyen saatlerde internetteki forumlara dalıp cahil halka işçiliğin illa madende çalışmak demek olmadığını anlatabilirim.
-
Bir dahaki sefer götünle değil de başka bir yerinle okumayı dene; belki yazdıklarımın bir kısmını anlarsın.
-
Tomtom Rider kullanıyorum. Beş sene önce aldığımda piyasada başka düzgün alternatif yoktu. GPS'in ne olduğunu bilen de pek yoktu. 400 küsür euro saymıştım, 400 kere helal olsun. Motosiklette hele her şeyden çok tavsiye ederim. Yolunu izini dilini bilmediğin yerlerde avucunun içi gibi gezebiliyorsun. Benzinci, restoran, turistik atraksiyon, camping vs. yerleri bulabilmek de inanılmaz işe yarıyor. Eskiden "Ben GPS istemem, kafama göre gezmeyi severim"'ci bir zihniyet vardı, artık pek kalmadılar neyse ki. GPS tam tersine senin anayollara bağlı kalmadan kafana göre dolaşmanı sağlayan bir cihaz.
Mümkünse Rider2 veya Zümo gibi motosiklet için yapılmış bir model al. Monte parçası, su geçirmezlik, parlamayan ekran, eldivenle kullanılabilen menü gibi ayrıntılar çok büyük fark yaratıyor. Bir de ilk kulllanımda çıkan uyarıları ciddi ciddi oku. Ekrana bakacağım derken kaza yapıp niyazi olanlar hiç az değil. -
O senin bileceğin iş.
Dilini öğrenince o ülkenin tarihini, edebiyatını, gündemini, insanını her şeyini başka türlü asla tanıyamayacağın kadar yakından tanıyabiliyorsun, takip edebiliyorsun. O ülkede yaşamasan bile özellikle turistik olmayan yerleri ziyarete gittiğinde işin inanılmaz derecede kolaylaşıyor. Kolaylaşmasından da öte, belki elli kat daha dolu bir deneyim yaşıyorsun.
Özellikle Fransızca, Rusça, Arapça gibi çok fazla ülkede çok fazla kişinin konuştuğu, çok fazla kitabın yazıldığı bir dil öğreneceksen, dünyaya da biraz meraklıysan değebilir. Dediğim gibi bu tamamen seninle ilgili. Yoksa sadece ingilizce bilerek ulaşabileceklerine de bir ömür yetmez.
murat’s Bio
aaa


Loading...
